Asmêno Bêwayir/ Zazaca’da “ê” Ünlüsünün Kullanımı ve Yazım Hataları
KISALTMALAR
Av. Avesta
EF Eski Farsça
Far. Farsça (Yeni Farsça)
OF Orta Farsça (Pehlevi ve Mani)
Part. Partça
Phlv. Pehlevice (Orta-Farsça)
Skr. Sanskrit, Eski Hintçe
Giriş
Zaza dilinde ê (şapkalı e) ünlüsü hem tarihi, hem işlevsel açıdan, hem de sesbilimsel (fonetik) olarak önemli bir yere sahiptir.
Tarihî yöndeki olan ehemmiyeti, örneğin Farsça’ya karşın, Zazaca’nın, Kürtçe, Tacikçe, Beluçi vs. bazı İrani dillerde de olduğu gibi eski sesi olan “ê”yi günümüze kadar önemli kelimelerde koruduğudur. Orta-İranî (Orta-Farsça, Partça, Sogdca, Baktrice vs.) dillerinde büyük bir ihtimalle ince kapalı ē olarak telaffuz edilirken[1], modern Farsça’da (Tacikçe hariç) bu ses uzun ī ( ي ,ى )’ye dönüşmüştür. Ê ünlüsü eski Eski Farsça ve Avesta dillerinin aē, ae ikili ünlüsüne dayanmaktadır.
Örneğin:
Zazaca Farsça köken Türkçesi
cêr zīr زير Av. hača+aθairi, Phlv. az+ēr, Part. aj ēr aşağı
şêr şīr شير Orta Far. şēr aslan
engmên engebīn اَنگبين Phlv. angubēn bal
mêşın mīş ميش Av. maeša, Phlv./Part. mēš, Skr. mēşá koyun (genel)
Aşağıdaki örneklerde de belirecek olan, sözcüklerdeki ê ünlüsünün çoğu kelimelerde Zazaca’nın hemen tüm ağızlarında sabit şeklini koruması, değişime uğramamasıdır.
Ê ünlüsünün alfabedeki işlevi:
1. Uluslararası sesbilim alfabesinde (IPA) [e] diye yazılan, Zazaca alfabesindeki Ê/ê (kapalı e) sesini karşılar.
Doğu-Dersim (Mameki, Nazımiye, Pülümür, Erzincan, Pertek, Tekman, Hınıs) ve Palu-Bingöl şivelerinde ise ê ünlüsü sözcükte arases olduğunda damaksıl (palatal) [jε] (ye gibi) okunur. Örneğin sözkonusu bu iki ağızda dês (duvar) telaffuzda ê ünlüsünün araseste olduğundan dolayı ‘dyes’ gibi okunur. Diğer şivelerde ise sadece kapalı ê diye okunur.
2. İsim tamlamasında eril tekil ve çoğul iyelik izafesi olarak işler:
çımê ma – ‘gözümüz/gözlerimiz’
3. Sıfat tamlamasında isimde çoğul izafesi ve de eril tekil ismin bükünlü haldeki izafesi olarak işler:
waê pili – ‘büyük kızkardeşler
lacê bıraê pili – ‘büyük kardeşin oğlu’
4. Aidiyet zamiri ê (yê):
ê to – ‘seninki’
5. Kuzey-Zazacası ve Çermik-Siverek-Gerger Zazacasında belirsiz sayı eki “1” olarak işler: vergê – ‘bir kurt’
6. Varto-Kiği ve Çermik-Siverek Zazacasında 3. çoğul kişi şahıs zamiri:
ê – ‘onlar’.
7. Fiil çekiminde şimdiki zaman ve miş’li geçmiş zamanda 2. ve 3. çoğul kişinin şahıs soneki:
şıma / ê vanê – ‘siz söylüyorsunuz / onlar söylüyor’
şıma / ê şiyê – ‘siz gitmişsiniz / onlar gitmiş’
Makalede dile getirilmek istenen asıl konu, ê ünlüsünün Zazaca’da sesbilimsel olarak özel bir yere sahip olduğudur. Bu nedenden ötürü özellikle ele alınması gerekirken, bu harfin kullanımında yazarların birçoğu hala hatalı yazdığı görülmektedir. Hatalı yazımın düzeltilmesi için bu yazı bir kılavuz metni olarak tavsiye edilir. Zazaca’nın yazım (imla) ve sözcüklerin doğru şekliyle yazılması konusunda yapılan hataların nedenleri; bu dilin, özellikle Cumhuriyet yıllarından sonra bilinen yasaklardan ötürü henüz yeterince analiz edilebilip saptanma olanağına sahip olmadığından, günümüze kadar da dilbilimsel araştırmaların yeterince derinleştirilme ve kamuoyuna yayabilme olanağına ve kurumlarına sahip olmadığından, bir de Zazaca yazının henüz başlangıç aşamasında olmasından kaynaklıdır.
İlkin, şimdiye kadarki Zazaca yazında ê harfinin en çok nerde, hangi sözcüklerde yanlış kullanıldığı ve hangi nedenden ötürü yanlış olduğu kanaatine varılması gerek. Bunu yaparken, Zaza Dilinin sadece belirli bir şivesini değil, bildiğimiz tüm şiveleri bir bütünleştirici olarak ele almamız gerek. Bu dilde farklı ağızların olması, dil birliğini zorlaştıran bir etken olsa da, dilbilimsel açısından bir zenginliktir ki, Zazaca’da sözcüklerin kökünü, özgünlüğünü tespit etmekte şiveler birbirlerini tamamlayıcı bir işlev görür. Belirli şivelerin çoğu yönden arşaik kalmasına rağmen, hiçbir şive her yönüyle özgün şekline sadık kalmamıştır. Farklı ağızların varoluşu ve bunların irdelenmesi, bu dili analiz edip sağlam sonuçlara götürmeye yarar sağlamakta.
Vardığım sonuçlardan biri de, Zazaca’da birçok sesin şiveden şiveye değişmesine ve söyleyiş farklılığı olmasına rağmen, ê ünlüsünün hemen tüm şivelerde değişmez olduğudur. İstisnalar kaideyi bozmaz.
Yazılımlarının yanlış olduğunu saptayabileceğim kelimerde en çok rastladığım hatalar kelimelerde yapılmakta:
1. kês, kêsıke, kêmer, kêrm, khêrr, khêwe, kêwra, kêf, gêrm, gêrmi, gênde, kêmi;
2. kêm, nêr, hên, 2 hêş, lapa hêş, hurênd, dırvêt, têpia, têy, sêy, nêy, qêy, vêjiyaene
3. dewres, asmen, Khures, awres, veren, Uşen, recaene/rezaene, je, gire daene, girenaene, bijek, vijer
4. şêrr, şêftaliye
Bunlardan 1. ve 2. satırdaki sözcüklerde kullanılan tüm ê’ler yanlıştır, bunların yerine e yazılması gerek. 3. satırda son hecedeki e yerine ê yazılması gerek. 4. satırdaki ê harfleri yerine de keza e yazılması gerek. Ê harfinin yanlış kullanışını tespit ettiğimde dört farklı hata şekliyle karşılaşmaktayım:
1. Merkez-Dersim (Mamekiye-Nazımiya) ağzına has olan k ve g artdamak ünsüzlerin damaksıl telaffuzu,
2. Seslem etkilenmesi ve sonraki hecedeki i ünlünün yutulması,
3. Doğu-Dersim ağzına has olan, sözcükte son hecenin zayıf telaffuzundan dolayı aslolan ê sesinin kaybolmaya yüz tutması ve e diye işitilmesi.
4. Zorlama ê.
Analiz ve Açıklama
1. Merkez-Dersim (Mamekiye-Nazımiya-Mazgerd) ağzına has olan k ve g artdamak ünsüzlerin e ünlüsü önünde ince damaksıl telaffuz edilmesinden ötürü aslen e olan ünlünün ê diye algılanması.
K ve g artdamak ünsüzleri dir, ki birçok dilde, o dilin farklı şivelerine göre de ayrı ayrı telaffuzları olabilir ve değişime de uğrayabilir. Kuzey-Zazacasının (Alevi-ağızları) Doğu-Dersim ağzında, özellikle Mamekiye (Tunceli), Mazgirt ve Nazmiye ağzında ise diğer ağızlara karşın bu iki artdamak ünsüzü biraz daha ince telaffuz edilmektedir[2]: [kj / gj]. Böylece, bu ünlülerden sonra gelen kimi sözcüklerdeki e ve ı sesi inceltilir, ê veya i gibi
kapalı telaffuz edilir. Kapalı telaffuz edilmesinden dolayı bu ağzı konuşanlar tarafınca k ve g ünsüzünden sonra gelen e/ı sesini ê veya i diye yazmaktadır. E ünlüsünün inceltilmesi de k/g ünsüzlerin ince telaffuzundan kaynaklanmaktadır, e sesinin ê olduğundan değil. Bu nedenden ötürü aslolan e’nin diğer şivelerde olduğu gibi e diye korunması gerek, ancak o şekilde yazılımı doğru olur.
Peki, sözcüklerde k veya g ünsüzlerinden sonra gelen ê ünlüsü, Dersim ağızlarını ne şekilde etkilemektedir? Bu soruya yanıt bulmamız için aşağıdaki çizelgede bulunan sözcüklerin sesbilimsel özelliğini inceleyelim. Verdiğimiz örnekler Hozat-Merkez, Çemişgezek, Kiği ve Bingöl şivelerindeki telaffuz şeklidir:
Zazaca Türkçesi
kêna kız çocuğu
kê ev
kês kes, hayvan yemi, alef
kêf keyif
kêriye arhıt (arxıt); tulukta elicekleri (‘lewlab’) birleştiren çubuk
kêm sicim
khêr yiğit
kêsık kese
kin kin
kip sıkı
kêran kiriş
gên- ‘almak’ (gırewtene) fiilinin şimdiki zaman kökü
gêraene gezmek
gênc genç
gêc/gêz sersem
gi dışkı
git merasim, şenlik
hemgên bal
giyan; gan can
Dersim Zazacasını konuşanların birçoğu ise yukarda bulunan sözcükleri farklı şekliyle bilmekteler:
çêna, çê, çês, çêf, çêriye, çêm, çhêr, çhêr, çêsık, çin, çip, çêran(g); cên-, cêraene, cênc, ci, cit, hemcên, cian/can.
Görüldüğü gibi Zazaca’nın Kuzey ağızlarında ê / i ünlülerinin etkisinden ötürü k sesleri ç’ye, g sesleri de c ünsüzüne dönüşebilmektedir (damaksıllaştırma; Palatalisierung):
kêna →çêna
kê → çê
kês → çês
kêf → çêf
kêriye →çêriye
kêm → çêm
khêr → çhêr
kêsık→ çêsık
kin → çin
kip → çip
kêran →çêran(g)
gên- → cên
gêraene→cêraene
gênc → cênc
gêc → cêz
gi → ci
git→ cit
hemgên →hemcên
Burda orijinalitesini koruyan ses k / g varyantı olanlardır, ki bunun birkaç etimolojik (kökenbilimsel) örneklerle kanıtlanması mümkün:
Sözcüğün bilinen kökeni Bilinen kaynak dil Zazaca’daki özgün şekli varyantları
kayna-; kainikā-[3]; kanyā Eski İrani; Av.; Skr. keyna / keyneke kêna→çêna
kata-; kad(e)-; katak Av.; Farsça; OF/Phlv. key, keye kê→çê
kif / keyf کيف Arapça keyf kêf →çêf
kisa كيسة Arapça kêse, kise kêsık →çêsık
vartītan/gartītan, gerdīden گَرديدن Av./Phlv., Far. geyraene gêraene →cêraene
guϑa-; guh; git Av.; Phlv.; Beluçi gi gı → ci
gīc گيج Far. gêc gêj, gêz →cêz
Yukarıda 1. hata şekli diye satırdaki yanlış yazılım şekli diye belirttiğim sözcüklere bakalım:
kês, kêsıke, kêmer, kêrm, khêrr, khêwe, kêwra, kêf, gêrm, gêrmi, gênde, kêmi
Bunların doğru yazılımı şöyle olması gerek:
Zazaca Türkçesi
kes kes, kimse
kesıke kamplumbağa
kemer kaya, taş
kerm kurt (böcek)
kherr sağır
khewe mavi, yeşil
kewra kirve
kef köpük
kemi eksik
germ sıcak
germi çorba
gende yellenme sesi
Eğer yukardaki kelimelerde, yanlış yazıldığı gibi e yerine aslen ê ünlüsü olsaydı, bu anlamda olan kelimeler Zazaca’nın muhakkak bir şivesinde çês, çêsıke, çêmer, çêrm, çhêrr, cêrm vs. diye varyantları olurdu, ki bu sözcüklerin hiçbir şekilde bu anlamlarıyla k/g ünsüzlerin ç/c ünsüzlerine dönüşmüş bir varyantı yoktur.
Ne var ki şu bildiğimiz farklar muhtelif şivelerde mevcut (aşağıdaki örnekler, soldaki Merkez-Hozat/Çemişgezek, sağ taraftaki de Ovacık Zazacasındandır):
kutıkê verê kêberi kutıçê verê çêberi ‘kapının önündeki köpek’
kênekê mordemeki çêneçê mordemeçi ‘adamın kızları’
hemgênê kê khalıkê mı hemcênê çê khalıçê mı ‘dedem gilin balı’
kes çino kês bıdo mali kes çino çês bıdo mali ‘davara kes verecek kimse yok’
Görüldüğü gibi k/g ünsüzlerin ç/c ünsüzlerine dönüşmesine rağmen ê ünlüsü değişmemektedir.
Ê ünlünün olması ve olmaması gereken ve birbirine seslem olarak benzeyen sözcükleri karşılaştırıp farkını görelim:
Zazaca (ê/i : e / ı) Türkçesi
kês : kes kes (yem) : kimse
kêsık : kesıke kese : kaplumbağa
kêm : kemi, kemer sicim : eksik, taş
khêr : kherr yiğit : sağır
kêna : (a) kena kız : (o, dişil) yapıyor
kêf : kef keyif : köpük
kin : kınare kin : kenar
gêraene : germ gezmek : sıcak
gêc/gêz : gezi/geji sersem : süpürge
git : gırê da merasim : bağladı
gênc : gend genç : yellenme
2. Seslem etkilenmesi ve sonraki hecedeki i ünlünün vurgusuz olduğu taktirde yutulması
kêm, nêr, hên, 2 hêş, lapa hêş, hurênd, dırvêt; nêzdi, têpia; têy, sêy, nêy, qêy, vêjiyaene… gibi sözcüklerdeki ê’nin yanlış olduğu belirtilmişti. Burdaki sorun da seslem etkilenmesinden kaynaklanmaktadır. Zazaca’nın çoğu şivelerinde rastlanan seslem etkilenmesi, bir hecede e veya ı ünlülerin, sonraki hecedeki özellikle vurgusuz olan –i ön ünlüsünden etkilenip hafif inceltilmesi[4]. Bu etkilenme ise, e sesinin ê, ı sesinin de i gibi algılanmasına yol açmakta, ki aslen öyle değildir ve köken olarak da bu sesin ê/i değil de e/ı olduğunu kanıtlamak mümkün.
Yukardaki sözcükleri ve bazı seslem tiplerini ele alalım:
- ‘eksik’ sözcüğünün Zazaca karşılığı kêm/kêmi değil, kemi’dir. Neden?
- kêm sözcüğünün Zazaca’daki anlamı, yukardaki tabelada gördüğümüz gibi ‘sicim’dir ve kimi ağızlarda çêm diye telaffuz edilir. Eğer ‘eksik’ kelimesinde gerçekten ê olsaydı, Zazaca’nın belirli ağızlarında çêm şeklinde söylenirdi, ki böyle bir varyant yoktur.
- Koşaç (ek-fiil –dir) eklendiğinde sözcüğün bir i ile bittiği duyulmaktadır: Ma de nan kemio.
- Sözcük isimleştirme ekleriyle soyutlaştırıldığında, -i sesi düşürülüp son ek takıldığında, e ünlüsü daha da açık işitilir: kemaniye, kemasiye.
- Köken olarak ‘kemi’ sözcüğü Eski Farsça ve Avesta’da kamna-, Pehlevice’de ve Yeni Farsça’da kam/kem کَم diye bilinmekte ki, uzun ē veya ī’ye rastlanılmaz.
- ‘eril’ sözcüğün karşılığı, sanıldığı ve yaygın olarak yazıldığı gibi nêr değil de, neri’dir:
- Koşaç eklendiğinde sözcüğün bir i ile bittiği duyulmaktadır: Guko ke manga za, nerio.
2. ‘neri’ kelimesi etimolojik olarak Avesta, Partça ve Pehlevice’de nar‘a dayanmaktadır; Farsça karşılığı da ner نَر , Orta Farsça ve Partça’da nar idir ki burda da uzun ē veya ī’ye rastlanmamaktadır[5].
- ‘öyle’ kelimesinin Kuzey-Zazacasındaki karşılığı hên değil de vurgusu ilk hecede olan heni / hini,
Güney (Çermik-Siverek)-Zazacasındaki varyantı weni/wıni idir:
1. Koşaç eklendiğinde sözcüğün bir i ile bittiği duyulmaktadır: No henio.
2. Güney-Zazacasında muhtemelen h- önsesinden w- önsesine dönüşmesine rağmen bir ê değil de, e ile ı ünlülerin arasındaki rastlanan değişim belirmektedir.
Not: Kuzey-Zazaca’daki hini varyantında olan ilk i’nin ı olması gerek, fakat bu h’den kaynaklı olup da i’ye dönüşmüştür, zira Kuzey-Zazacasında hı- seslemine rastlanmaz[6]; h’den sonraki ı da hi- diye telaffuz edilir.
- Bükünlü hal-, çoğul- veya bazı dişil kelimelerde olan -i, önceki hecede olan -e veya -ı ünlülerini inceltir gibi etkiler; -a, o- ve -u ünlülerinde ise göçüşme (metathesis) yaratır. Fakat yavaş ve tane tane telaffuz edildiğinde sesin aslı belirir. Ondan ötürü kelimenin aslına sadık kalmak gerek:
çê Hesên değil de, çê (kê) Heseni ‘Hasan’ın evi’
Lawıka Xozayt değil de, Lawıka Xozati ‘Hozat türküsü’
khudiyê hêş değil de, khudiyê heşi ‘ayının yavrusu’
rıka bayn/boyn değil de, rıka bani/boni ‘evin temeli’
dırbêta mı değil de, dırbetia mı ‘yaram’
gêrma doy değil de, germia doy ‘ayran çorbası’
na-hên (böyle-öyle) değil de nia-heni ‘böyle-öyle’
qelemi, mordemi, çêveri, defteri, kilıti, sanıki, bostani vs.olması gerek!
Koşaç ile talaffuz edildiğinde:
”no veng, vengê astorio; na lınge, lınga kutıkia; ni ardi, ardê Çê Bakıliê; „henio, ewro hirê rocio nêamo”; „çar serrio itaro”
→Koşaç eklendiğinde -i ünlüsü olduğu duyulur (kısa bir y gibi çıkar).
Fonetik bir kural olarak bilindiği gibi, Dersim Zazacasında ş, j gibi dişeti-damaksıl (post-alevolar) sesler, genelde şartlar altında belirir: s veya z dişeti ünsüzünden sonra bir –i/ü kapalı ön ünlü geldiğinde, ş veya -j’ye dönüşür[7]. Ondan ötürü aslen ş olan sesler Dersim veya Kuzey-Zazacasının çoğu ağızlarında s’ye dönüşmüştür; veya, asıl s- olan sesler kısmen de ş’ye dönüşür[8]. Bu özellikten ötürü hêş, yê Hesên, torjen gibi yazılımlar hatalıdır, heşi, Heseni, torjên diye yazılmalıdır.
Örneğin çoğu Zaza şivelerinde 1 heş; 2 heşi diye söylenilir, zira kelimede o şivelerde s/z dişeti ünsüzlerine dair fonetik bir kural yoktur ve aslına sadık kalmıştır. Ama Dersim Zazacasında hêş kelimesinin o şekilde olması zaten sesbilimsel açıdan mümkün değil; yani ortada bir ş varsa, mutlaka onu o ş veya j sesine dönüştüren bir i olması gerek: heşi, goji, saci…
Ayrıca a veya o seslileriyle biten eril kelimelerin tekil bükünlü veya yalın çoğul halinde sonuna y yani, i ünlüsünü alması da fonetik olayın gerçekliğini kanıtlar: çermê gay, gılê koy.
- ‘sonra’ sözcüğün Güney-Zazacasındaki ve de özgün şekli tepeya / tepiya idir, ki Kuzey-Zazacasında kısaltılmış biçimde tepia diye söylenilir. Kelimenin têpia yazılışı muhtemelen yanlıştır. Zazaca’da ‘dışarı’ anlamına gelen teber sözcüğü te- önekinden ve ber ‘kapı’ sözcüklerinden müteşekkildir. Teöneki bu anlamda iliştirildiği kelimeye ‘dışarı, dışında, öte’ anlamını katar. ‘tepeya/tepia’ kelimesindeki de kanaatimce te- önekidir.
- “ey” seslem tipi taşıyan tey, sey, ney, qey, meyman, keyneke, seytan, Zeynebe, zeiye gibi kelimelerde de y’den etkilenmekte; fakat e’nin kapalı çıkmasından dolayı başına külah geçirilip –êy- yazılması da yanlıştır. Kimi ağızda –ey- seslemi –ê-‘ye dönüşmüştür (keyf_kêf, keyneke_kêneke, zey_zêy/jê[9], seyr_ sêr/şêr) ama bu dönüşmenin seslem olarak sınırını iyi görmek gerek, ki –êy- gibi seslem tipine rastlanmaz. Mesela, sêy, sêytan, Zêynebe, zêiye sözcüklerinde bazılarının yazdığı gibi gerçekten bir –êsesi olsaydı, Doğu-Dersim ağzında seslem arasına geldiği taktirde şu şekilde söylenmesi gerekirdi:
şêy, şêytan, Jêynebe, jêiye.
Bur tür varyantların Doğu-Dersim ağzında mevcut olmadığına ve de ê sesinin genelde Zazaca’da değişmez bir ünlü olduğunda göre, doğru yazılış şekli sey, seytan, zeiye vs. olmalıdır.
- ‘çıkmak’ fiilinin yazılımı veciyaene/vejiyaene/vıziyaenı olması gerekirken, i ünlüsünden etkilenme yarattığından ötürü e’yi inceltir ve o şekilde anlaşıldığından vêjiyaene diye yazılır, ki bu da yanlıştır. Bu fiilin geçişli şekli vetene ‘çıkarmak’, şimdiki zaman gövdesi vec-en- (vej-en- /vez-en-) diye çekilir. Şimdiki zaman kökü vec-‘de görüldüğü gibi ê değil e ile söylenmekte. Kök şeklinin bu sonekle Zazaca’da değişmediğine göre, edilgenlik (Passiv) ve geçişsizleştiren sonek –i- eklendiğinde de veciyaene diye yazılması gerek. –i- eki komşu seslemdeki e’yi inceltebilir, ne var ki sonek, kökü değiştirmez[10].
-
Doğu-Dersim ağzına has olan, sözcükte son hecenin zayıf telaffuzundan dolayı aslolan ê sesinin kaybolmaya yüz tutması ve e diye algılanması
Doğu-Dersim ağzında ê ünlüsü damaksıl bir şekilde [jε] gibi telaffuz edildiğinden ötürü, bazı kelimelerde son hecenin zayıf söylenişinden, özellikle de r ünsüzünden sonraki telaffuz zorluğundan ve de kalın e gibi algılandığından dolayı, aşağıdaki sözcüklerde olması gereken ê, yanlışlıkla e ile yazılmaktadır. Zazaca’nın diğer ağızlarında ise ê sesinin sadece tek ünlüyle çıkarıldığından ötürü, e ile ê arasındaki fark daha belirgindir:
dewrês, asmên, Khurês, awrês, verên, Uşên, rêcaene/rêzaene, zê/jê, gewrês, gırê daene, gırênaene, bıjêk, vıjêri.
Örneğin, Uşên (< Huseyn) veya bıjêk (< bızêk) sözcüğün Doğu-Dersim ağzında Uşen veya bijek diye yazılması sesbilimsel olarak zaten yanlıştır. Çünkü sesbilimsel olarak bilindiği gibi, Doğu-Dersim ağzında s ünsüzünden sonra araseste ancak ê veya i ünlüsü s sesini ş ünsüzüne dönüştürebilir.
4. Zorlama ê
Şerr (‘kötülük’) veya şefteliye (‘şeftali’) kelimelerin bazı yazarlarınca şêrr, şêftaliye şeklinde yazılması zorlamadır. Doğu-Dersim ağzında s sesini ş’ye çevirtebilmek için –kelimenin aslında olmadığı halde- ê kullanılmakta. Halbuki Dersim Zazacasında bu sözcükler serr, sefteliye / sıfteliye şeklinde söylenmektedir, dilde varolan kelimelerdir:
Ma dara sefteliye nê de. Serrê xo ki, xêrê xo ki yê to bo!
Palu-Bingöl Zazacasındaki ê harfin kullanımı
Palu-Bingöl Zazacasındaki ê ünlüsünün telaffuzu Doğu-Dersim ağzında olduğu gibi damaksıl şekilde [jå] telaffuz edilmesine rağmen, Doğu-Dersim ağzıyla yazanlar sözcüklerde ê harfini kullanmakta, Palu-Bingöl ağzıyla yazanlarsa bu sesi içeren sözcükleri –ye- şeklinde yazmaktalar: dês →dyes.[11]
Aynı değeri olan ve anlam değişikliğine uğratmayan ünlünün farklı şivelerdeki telaffuz değşikliğinden ötürü yeni harf veya yerel yazım şekli üretmenin bana göre gereği yoktur ve yazı dilinde şiveler arasındaki anlaşmazlığı büyütür. Denildiği gibi, sözkonusu şivelerde ê ünlüsünün araseste olduğu zaman [jå] gibi telazffuz edildiği kuralı var.
Ê ünlüsünün Zazaca’da köklü bir ses olarak seyrek değişime uğradığına göre, Palu-Bingöl şivesinde de Doğu-Dersim ağzındaki gibi arases olan –ye-, ê diye yazılması daha doğru ve diğer şiveler için de okunaklı olur:
dês, zêd(e), zên, guazêr, gêc, nê, hirê.
Öte yandan, Palu-Bingöl ağzı ile yazanlar, ê harfini sadece kapalı şekilde telaffuz edilen ê [e] için kullanmaktlar (ikincil e burda ë diye belirtilmiştir):
Şıma se këni, dyësi boni Hesëni vırazëni? – ‘siz ne yapıyorsunuz, Hasan’ın evinin duvarını mı kuruyorsunuz?’
Koşaç eklendiğinde ise, i sesi isimde belirmekte:
In boni Hesenio şıma hê vırazëni? ‘Bu yaptığınız Hasanın evi mi?’
Bu cümleyi muhtelif ağızlardaki söyleniş şekilleriyle kıyaslayalım:
Şıma se keni, dêsi bani Heseni vırazeni? (Kovancılar, Maden vs.)
Şıma se kenê, dêsê banê Heseni vırazenê? (Varto, Tercan, Siverek, Çermik)
Önceki bölümde de belirtilen aynı sorunla burda da karşılaşmaktayız: Seslem etkilenmesi ve sonraki hecedeki i ünlünün yutulması![12]
- Palu-Bingöl ve genel anlamda Merkez-Zazaca ağızlarında (Lice, Ergani, Kulp, Piran) isim tamlamalarında eril ve çoğul iyelik izafesi –i’dir (diğer ağızlarda: -ê): Gay xali ma nêweşo.[13] – ‘dayımızın öküzü hasta’
- Şahıs zamirlerinde 2. tekil eril, 1., 2. ve 3. çoğul şahıs soneki –i’dir (diğer ağızlarda: -ê):
Ma weni; şıma şımeni; yı qal keni.
Örneğin, şımıtış ‘içmek’ fiilinin şimdiki zaman çekiminde ez / tı / a şımena diye çekilirken, ma / şıma / yı şımêni, ê ile yazılması çelişik olur; çünkü, bir paradigmada iki tane farklı şimdiki zaman gövdesi yoktur (şım-en/ şım-ên). Demek ki şımên diye yazıldığında, hem i ünlüsü yutulmakta, hem de yutulmasına rağmen izini bir önceki seslemde bırakmaktadır ki, kulağa şımën gibi gelmektedir. Doğru yazılımı ise ma / şıma / şıma şımeni olması gerek.
Dolayısıyla, yukardaki örnek cümlenin yazılımı –söylenişte farklı da olsa- şu şekilde tavsiye edilir:
Şıma se keni, dêsi boni Heseni vırazeni?
Son olarak tabelada bazı diğer yanlış yazılım şekilleri belirtilmiştir
| Yanlış yazılım şekli | Doğrusu | Nedeni |
| oraj, tij, mij, -ên, roşt,pheşt/phışt/poşt, kard | oraji, tiji (tici), miji, -êni (rındêni), roşti,pheşti/phışti/phoşti, kardi | Kuzey Zazacasında dişil isimler daima –e, -i veya –a ünlüsüyle biter; ünsüz (konsonanant) ile biten dişil isim yoktur. |
| domu, ru, nu, zu | doman/domon, ron, non, zon | Röportaj ve türkülerde ses düştüğünde apostrof konulabilir: nu ‘domu‘. Ama yazı dilinde anlaşılır ve köke yakın kalmak doğru olur. |
| i uca rê, a ita ra, o naca ro, waa sıma wa pile, domanê Heyderıciyê, ma sey me, tede ro, oda de rê | i ucarê, a itara, o nacaro, waa sımawa pile, domanê Heyderıciê, seyme, tedero, oda derê | Şimdiye kadar kullanılan imla anlaşmalarına göre ‘biyene’ fiili şimdiki zamanda çekildiğinde, koşaç isme aralıksız eklenir. Aksi taktirde telaffuza uzak düşer; ki en soldaki yazılış şekli zaten koşacın kendisini morfem içinde bölüp yanlış yazılmaktadır. |
| aê, daê, naê, aye, daye | ae, dae, nae;ay, nay (Güney) | „e“ burda dişil son eki olduğu için bükünlü şahıs zamirlerinde de aslenkanımca e’dir. |
| dayêne, amayêne | Daene, amaene | Zazaca’da mastar geçmiş zaman kökenine (da-) –ene son ekieklenerek kurulur. |
| ‘mı zanenê ke i mara vêrdenê ra’ | ‘mı zanêne ke i ma ra vêrdêne ra’ | Hikayeli geçmiş zamanda fiil çekimi, geçmiş zaman kökenine –êne, kimi Mameki ağızlarında da -ênê eklenerek kurulur.Mı vatên (Palu-Bingöl), mı vatê (Çermik-Siverek) |
| yêno | yeno, êno | Zazaca’da bu iki varyant mevcuttur; y’den sonda ê çiftleme olur. |
| berx u dar bê | Berxudar bê | Bu kelime Farsça’dan gelmedir: berxordâr برخوردار ; yani, yediğin hep önünde olması. ”berx u dar“ ın Zazaca’da bir anlamı yoktur, zorlamadır. |
| da mı rê, da to rê | da mı re/ro, da to re/ro | Bu “re”, arka ilgeç olan “rê” değil, “ro”dan dönüşmüş “re” idir; (pıro–pure) ses değişiminde olduğu gibi |
| Bexo, baxo | Be xo, ba xo(ebe xo) | ‘kendisi’ sözcüğü, Türkçe düşünüldüğünde bitişik yazılır, fakat be/ebe ve xo iki ayrı sözcüktür, ayrı yazılması gerek. |
| seke, sebeno | se ke, se beno | Se ‘ne’ ; ke ‘ki’; Se beno – ‘Ne oluyor’ anlamına gelmektedir, birbirinden ayrı yazılmalıdır ki, erişmiş sözcükler de değildir. |
| yenara xo, vecinoro ser | yena ra xo, vecino ro ser | Era/ero ayrı bir edattır, fiilerde dolaylı özneye yön gösterir, ayrı yazılmalıdır. Olumsuz halde de keza „era cı nêkuno; ero cı nêvecino“ gibi ayrı yazılmaktadır. |
| çimi | çi-mi (çi-miyê xo berd) | ‘şey, eşya’, kıtab-mıtab, ğeyal-meyal sözüklerindeki gibi tireyle yazılmalıdır. |
| şarr, sarr | şar | Partça’dan[14] Orta Farsça’ya, Yeni Farsça’dan da Türkçe’ye “şehir” şekliyle geçen bu kelimenin Eski ve Orta İrani dillerindeki anlamı “imparatorluk, devlet” iken, Yeni Farsça’de bugünki kent anlamınagelirken, Zazaca’daki anlamı “halk, millet”tir. İki rr ile yazılması anlamsızdır, ki ne halk dilinde, ne de kökeninde bir çift rr yoktur. |
Çime: Kovara ÇİME
[1] Bugünki yazılış şekliyle din دين sözcüğü de Orta İranî telaffuzuyla dēn olarak Arapça’ya geçmiş İranî bir sözcük olduğunu da yan not olarak belirtmek gerek.
[2] Farsça’nın bazı ağızlarındaki k ve g ünlülerin telaffuzu da bu tür söyleniş şekline benzemektedir.
[3] Horn, Paul: Grundriß der neupersischen Etymologie (Yeni Farsça Etimolojisinin Temeli). Strassburg, 1893. Nachdruck: 1988, Georg Olms Verlag, Hildesheim-Zürich-New York.
[4] Sözkonusu seslem etkilenmesinin en çok Palu-Bingöl ve Kuzey Zazacasında, en az veya hemen hiç etkilenmemesini de Çermik-Siverek ağzında olduğunu gözlemledim.
[5] Kurmanci (Kürtçe)’deki bu sözcüklerin karşılığı kêm ve nêr idir, fakat Kurmanci’deki ê ünlüsü de asıl olduğundan değil, Kurmanci’ye has bir ses dönüşümü olduğundan kaynaklıdır, ki bu dilde mevcut şekil-sesbilimsel kural olarak a/e ünlülerin ê’ye dönüşmesi yaygındır, ondan dolayı Zazaca ile kıyaslanamaz. Eski İranca ve Sanskrit’te nara-‘adam’ anlamına gelir.
[6] bknz.: Selcan, Zülfü: Grammatik der Zaza-Sprache, Nord-Dialekt. S. 213, 215. Wissenschaft und Technik Verlag, Berlin 1998.
[7] Bu kural, araya patlamalı dişeti veya sert damak ünsüzü bulunduğunda da geçer: nejdi, kaşkia, Kırdaşki, raşti, deşti. Ayrıca, kimi Dersim şivelerinde –şt- sesi de eski şeklini korumuş şekliyle telaffuz edilmekte: taşt, vıraşt, waşt, raşt.
[8] Bir sesin, bir şivede anlam değişikliğine uğramaksızın şartlar altında değişmesi Alman sesbiliminde komplementär distribuierte Allophone olarak adlandırılır.
[9] Zey > zê > jê ‘gibi’ sanıldığı gibi bir ön edat değil, tamlanan isimdir: ze + eril iyelik izafesi y/ê. Ki, Doğu-Dersim ağızlarında kaybolan y’nin izi kalmıştır, çünkü (Tercan-Çayırlı şivesi hariç) ê ünlüsü son ses, yani sadece kapalı ê [e] olarak telaffuz edildiğinde, s/z ünsülerini ş/j’ye dönüştürmez.
Kürtçe’nin mina, weki veya Farsça’nın mesli مثل ile karşılaştırın; bu sözcüklerdeki son ünlüler -a, -ê, -i de keza iyelik İzafeleridir
[10] Belirli fiilerin (decaene, vêrdene, şiqaene, çerdene) sadece ettirgen (Kausativ) şeklinde (dacnaene, viarnaene, şiaqnaene, çıraynaene) fiil kökündeki e, a’ya dönüşerek bir almaşım (Ablaut) belirir.
[11] ê [e] ve [jε] ünlülerinin şiveye göre farklı telaffuzunun bulunmasına Almanca’da Fakultatives Allophon denir.
[12] Fakat birçok Bingöl halk türkülerindeyse yutulan –i belirmekte.
[13] Merkez-Bingöl ağzında bu cümlenin telaffuzu daha kısadır: Gê xali ma nêweş.
[14] Avesta dilinde θr (İngilizce’nin th’iyle), örneğin θri-, puθra, xšaθra- ‘üç, oğul, imparatorluk’, diye telaffuz edilen ünsüzün Eski Farsça’daki karşılığı damaksıl bir s [ç] sitīya, pus, xšasra, Partça karşılığı ise hrī’dir ; hri-, puhr, şahr _OF’ya şahr diye geçmiştir (Orta ve Yeni Farsça karşılığı sesbilimsel evrim ve kuralına göre *şas olması gerekirdi). Zazaca hirê, – , şar.
Derbarê 









Asmêno Bêwayir on Pts, 2nd Ağu 2010 19:13
Saygıdeğer BÎR dergisi emekçileri, gurekarê dekali,
makalemi yayınladığnız için teşekkür ederim. Yine de derginizde yayınlandığına dair haberdar edilmeyi dilerdim.
Yazı Çıme dergside ve http://www.zazaki.de sitesinde ilk olarak yayınlanmıştır.
Çalışmalarınızda başarılar dilerim.
Selamlar
Asmêno Bêwayir