<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
		>
<channel>
	<title>Kovarabir için yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.kovarabir.com/comments/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kovarabir.com</link>
	<description>Kovara Lêkolîn û Lêgerînê</description>
	<lastBuildDate>Sun, 05 Feb 2012 10:39:17 +0000</lastBuildDate>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
	<item>
		<title>Şakir EPÖZDEMİR/ Selahattin Ali Arık’ın Kitabına ve Pêrî Yayınlarına İtiraznamemdir yazısına Ş.Epözdemir tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://www.kovarabir.com/sakir-epozdemir-selahattin-ali-arikin-kitabina-ve-peri-yayinlarina-itiraznamemdir/comment-page-1/#comment-2940</link>
		<dc:creator>Ş.Epözdemir</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 05 Feb 2012 10:39:17 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.kovarabir.com/?p=8620#comment-2940</guid>
		<description>Süç işleyen ve gunahını kabûl eden bir insanın avukatı gibi davranmamalıyız. Eğer gerçekten tarafsız olmak istiyorsak, olayı olduğu gibi ortya koymalı, adıl olmalıyız.
Dr. Şivanla ilgili bir sürü yalan yanlış yorumlar ve varsayımlar yapıldı, yapılıyor ve yapılmaktadır. Kimileri sanki bir şey biliyorlar da “ daha zamanı değil” diye kehanette bulunuyorlar. Olayın içinde olan ve her şeyi açıkça bilenlerin bir kısmı ise yıllarca yaptıkları gibi, yine hala insanları aldatmaya çalışıyor ve yalanlarını sürdürüyorlar. 
Ben Dr. Şivan’ın kimden cesaret alıp Said Elçi ve arkadaşını kurşuna dizdiğini bilmiyorum. Doktor, Said Elçîyi iki tane azılı eşkiyaya teslim ederek, tam bir hafta Zaxodan Gilalaya kadar dolaştı. Kimlerle konuştuğunu ve temas kurduğunu da bilemem. 
Dr. Şivan’ın çevresi Marksist görüşlüler ve KDP içindeki bazı kimselerdi. Zahodaki dostları bütün arkadaşlarınca bilinmektedir ve Merkez Komitesinde Doktorla beraber çalışan arkadaşı Sayın Ömer Çetin çok şükür hala hayattadır. 
Mam Eshed Xoşewî o zaman Yüzbaşı Rütbesinde bulunan Peşmerge Komutanı olan Selim’i Dr. Şivan’la Gilala’ya gönderdiğini biliyorum, çünkü aynı Landrowerle beraber Haciömerana gittik. Geçen sene, yanı olaydan 40 yıl sonra Kek selim bana”- Aslında Haciumrana gelişimin sebebi, babamın selamlarını Salıh Yusuf’iye getirerek Doktor ve arkadaşlarına yardımcı olmasını söylemem içindi.  Ben Sayın Salıh Yusuf’a babamın ricasını ilettim  ve döndüm.” Dedi. 
Burada görünüyorki Mam Eshed Doktoru ve arkadaşlarını korumaya çalışıyor. Eshed Xoşewi Brusk’u korumaya çalıştı. Olayın üzerinden 50 gün geçtikten sonra mecbur kalarak onu Glala’ya gönderdi ama, hanımını ve küçücük oğlunu da yanına katarak ve Mahmud Okutucuyu da yanlarında göndererek, belki de hanımı Büyük Barzanîye gidecek ve kocasının affedilmesi ricasında bulunacak diye bu programı uygun görmüştü. 
Mam Eshed’ın programı tutmadı. Navpırdan denen, Siyasi Mektebin olduğu yerde – O zaman bu noktada en büyük yetkili Dr. Mahmud Osmandı – Brüskü Rayet Cezaevine, hanımını ve çocuğunu Dr. Hüsnü Haco’nun evine, Mahmud Okutucu’yu da Misafirhane ye konakladılar.
 Neden biliyorum bunları?
 Çünkü o gün ilişkimi Haciömerandaki otelimden kestim, Soro’ya ‘Allahaısmarladık’ dedim ve Derwéş Bey’le Navpırdan’da oturan Dr. Hüsnü Haco’nun evine misafir oldum.  Misafir odasına girer girmez Bürüskün oğlu Kawa odaya girdi. Dr. Hüsnü olayı yukarda ifade ettiğim gibi bize izah etti. Dr. Hüsnü Haco’nun evi en çok 3 odali küçücük bir meskendi. Bürüsk’ün hanımıyla bir gece o küçücük evde kaldık. Bu hanimefendi sadece Dersim Zazacasını biliyordu. Çok sessız bir bayandı. Düşéş’te o’na ev inşa ettik. Ben de amele gibi çalıştım. TKDP’lilerin de çalıştıklarını isbat etmek istedim. Peki nasıl oluyor da bu olay hakkında bu dil bilmiyen, yer yurt tanımayan bir zeminde tarihi belge oluyor? 
Bu olay, Dr. Şivan olayıdır. Büyük lider hastalığına tutulmuş bir delinin olayıdır ve zaten olayın ilk gününde her şeyin açığa çıktığı bir cinayet olayıdır. Lütfen bu kirli olayı artık deşmeyin. Bir olay olmuş. Yanlış bir olay. Tarihe mal olsun. İhtiras ve kaprise tutulan sadece Dr. Şivan değildir. Tarih boyunca böyle delidolu insanlar ortaya çıkmıştır.
Dr. Hüsnü Haco da o gece yattık. Sabahleyin kalktım, giyindim ve dışarı çıkarak Çoman Çayının kenarında yüzümü yıkayarak Dr. Mahmud Osman’ın Genel Sekreter Yardımcılığını yaptığı binanın önünde toplanmış bir kalabalığa doğru yürüdüm. Yaklaştığımda Mela Mahmud Okutucu ile Dr. Mahmud Osman’ın katibi Sabri Botanî’nin münakaşe ettiklerine şahit oldum. Sabrı Botanı bir araba hazırlamış, Mahmud’a diyorkî: “- Bu araba sizi Erbil’e götürecek, Erbildeki sorumlumuz sizi başka bir wesaitle Musula götürecek, Musuldaki de sizi Dohuka ulaştıracak, Dohuktan Bamerné ye de oradaki sorumlumuz sizi yollayacak.”
Mela Mahmud bana bunları anlatınca Sabri Botanî ye döndüm: “- Neden doğrudan doğru bu bayanı bir arabaya bindirip Bamerné ye yollamıyorsunuz.” Dedim. Sabrı Botanı: “- Bizim yetkimiz 15 dinardır. Bir taksi 15 dinara ancak Erbil’e gider.” Deyince, fidesten attım, tam o sırada Hacolardan Beşir adındaki bir genc bana dokundu “ Derwéş Dayim Seni bekliyor”. Kafamı kaldırdım baktım sol tarafta ve damda Derwéş arkadaşım bana işaretle gel dedi. Ben dama çıktım. Meğer orası Reşid Sindi’nin meqeri idi. Derwéş ile makamına girdik. Kak Reşid beni ayakta karşıladı. Derwéş benim için “- Şakir TKDP’nin Kurucularındandır. Biz Musul’da ayrılırken kendisine Dr. Şivanın Meqerine gidersen, Dr. Şivan seni de öldürür dediğimda bana “ sen delisin” demişti.”  Diyerek beni küçük düşürmeye çalıştı.
Reşid Sindi Kürdistan Mücadelesi içinde pişmiş, tecrübeli ve ağırbaşlı bir savaşçı pozisyonunda görünüyordu. Oturduk. Çaylar geldi. Reşid Derwişe döndü: “- Derwéş!  Arkadaşınız deli değildir. Şivan’a hepimiz aldanmıştık. O çok nadir insanlardan biriydi. Mam Celal desem, ondan kat be kat daha bilgiliydi. İkna kabiliyeti müthişti. O’nu anlatmak veya anlamak çok zor” Dedi.
Selahattin Bey, “-Tatvan’da askerlik yaptım ve sizin ailenizi biliyorum.” Diyorsunuz. Ailemiz sağcısıyla, solcusuyla hepimiz yurtseveriz. Bu aile için Kürtlük önceliklidir ve Barzani Özgürlük hareketine ve de Barzani ailesinin önderliğine karşı hiç bir iftiraya katılacak bir aile değiliz. Terbiyemizi biliriz. 200 yılı aşkin bir zamandır, Kürdistan özgürlük mücadelesinde Şeyh Abdusselam ve Mela Mistefa ailesinden başka hiç bir hareketin daha iyi bir yol ve yöntem uyguladığına şahit olmuş değilim. Ben buyum. Görüşmeye, konuşmaya ve sizinle tanışmaya her zaman memnuniyetle varım.  05.02.2012 – Saygılarımla – Şakir Epözdemir</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Süç işleyen ve gunahını kabûl eden bir insanın avukatı gibi davranmamalıyız. Eğer gerçekten tarafsız olmak istiyorsak, olayı olduğu gibi ortya koymalı, adıl olmalıyız.<br />
Dr. Şivanla ilgili bir sürü yalan yanlış yorumlar ve varsayımlar yapıldı, yapılıyor ve yapılmaktadır. Kimileri sanki bir şey biliyorlar da “ daha zamanı değil” diye kehanette bulunuyorlar. Olayın içinde olan ve her şeyi açıkça bilenlerin bir kısmı ise yıllarca yaptıkları gibi, yine hala insanları aldatmaya çalışıyor ve yalanlarını sürdürüyorlar.<br />
Ben Dr. Şivan’ın kimden cesaret alıp Said Elçi ve arkadaşını kurşuna dizdiğini bilmiyorum. Doktor, Said Elçîyi iki tane azılı eşkiyaya teslim ederek, tam bir hafta Zaxodan Gilalaya kadar dolaştı. Kimlerle konuştuğunu ve temas kurduğunu da bilemem.<br />
Dr. Şivan’ın çevresi Marksist görüşlüler ve KDP içindeki bazı kimselerdi. Zahodaki dostları bütün arkadaşlarınca bilinmektedir ve Merkez Komitesinde Doktorla beraber çalışan arkadaşı Sayın Ömer Çetin çok şükür hala hayattadır.<br />
Mam Eshed Xoşewî o zaman Yüzbaşı Rütbesinde bulunan Peşmerge Komutanı olan Selim’i Dr. Şivan’la Gilala’ya gönderdiğini biliyorum, çünkü aynı Landrowerle beraber Haciömerana gittik. Geçen sene, yanı olaydan 40 yıl sonra Kek selim bana”- Aslında Haciumrana gelişimin sebebi, babamın selamlarını Salıh Yusuf’iye getirerek Doktor ve arkadaşlarına yardımcı olmasını söylemem içindi.  Ben Sayın Salıh Yusuf’a babamın ricasını ilettim  ve döndüm.” Dedi.<br />
Burada görünüyorki Mam Eshed Doktoru ve arkadaşlarını korumaya çalışıyor. Eshed Xoşewi Brusk’u korumaya çalıştı. Olayın üzerinden 50 gün geçtikten sonra mecbur kalarak onu Glala’ya gönderdi ama, hanımını ve küçücük oğlunu da yanına katarak ve Mahmud Okutucuyu da yanlarında göndererek, belki de hanımı Büyük Barzanîye gidecek ve kocasının affedilmesi ricasında bulunacak diye bu programı uygun görmüştü.<br />
Mam Eshed’ın programı tutmadı. Navpırdan denen, Siyasi Mektebin olduğu yerde – O zaman bu noktada en büyük yetkili Dr. Mahmud Osmandı – Brüskü Rayet Cezaevine, hanımını ve çocuğunu Dr. Hüsnü Haco’nun evine, Mahmud Okutucu’yu da Misafirhane ye konakladılar.<br />
 Neden biliyorum bunları?<br />
 Çünkü o gün ilişkimi Haciömerandaki otelimden kestim, Soro’ya ‘Allahaısmarladık’ dedim ve Derwéş Bey’le Navpırdan’da oturan Dr. Hüsnü Haco’nun evine misafir oldum.  Misafir odasına girer girmez Bürüskün oğlu Kawa odaya girdi. Dr. Hüsnü olayı yukarda ifade ettiğim gibi bize izah etti. Dr. Hüsnü Haco’nun evi en çok 3 odali küçücük bir meskendi. Bürüsk’ün hanımıyla bir gece o küçücük evde kaldık. Bu hanimefendi sadece Dersim Zazacasını biliyordu. Çok sessız bir bayandı. Düşéş’te o’na ev inşa ettik. Ben de amele gibi çalıştım. TKDP’lilerin de çalıştıklarını isbat etmek istedim. Peki nasıl oluyor da bu olay hakkında bu dil bilmiyen, yer yurt tanımayan bir zeminde tarihi belge oluyor?<br />
Bu olay, Dr. Şivan olayıdır. Büyük lider hastalığına tutulmuş bir delinin olayıdır ve zaten olayın ilk gününde her şeyin açığa çıktığı bir cinayet olayıdır. Lütfen bu kirli olayı artık deşmeyin. Bir olay olmuş. Yanlış bir olay. Tarihe mal olsun. İhtiras ve kaprise tutulan sadece Dr. Şivan değildir. Tarih boyunca böyle delidolu insanlar ortaya çıkmıştır.<br />
Dr. Hüsnü Haco da o gece yattık. Sabahleyin kalktım, giyindim ve dışarı çıkarak Çoman Çayının kenarında yüzümü yıkayarak Dr. Mahmud Osman’ın Genel Sekreter Yardımcılığını yaptığı binanın önünde toplanmış bir kalabalığa doğru yürüdüm. Yaklaştığımda Mela Mahmud Okutucu ile Dr. Mahmud Osman’ın katibi Sabri Botanî’nin münakaşe ettiklerine şahit oldum. Sabrı Botanı bir araba hazırlamış, Mahmud’a diyorkî: “- Bu araba sizi Erbil’e götürecek, Erbildeki sorumlumuz sizi başka bir wesaitle Musula götürecek, Musuldaki de sizi Dohuka ulaştıracak, Dohuktan Bamerné ye de oradaki sorumlumuz sizi yollayacak.”<br />
Mela Mahmud bana bunları anlatınca Sabri Botanî ye döndüm: “- Neden doğrudan doğru bu bayanı bir arabaya bindirip Bamerné ye yollamıyorsunuz.” Dedim. Sabrı Botanı: “- Bizim yetkimiz 15 dinardır. Bir taksi 15 dinara ancak Erbil’e gider.” Deyince, fidesten attım, tam o sırada Hacolardan Beşir adındaki bir genc bana dokundu “ Derwéş Dayim Seni bekliyor”. Kafamı kaldırdım baktım sol tarafta ve damda Derwéş arkadaşım bana işaretle gel dedi. Ben dama çıktım. Meğer orası Reşid Sindi’nin meqeri idi. Derwéş ile makamına girdik. Kak Reşid beni ayakta karşıladı. Derwéş benim için “- Şakir TKDP’nin Kurucularındandır. Biz Musul’da ayrılırken kendisine Dr. Şivanın Meqerine gidersen, Dr. Şivan seni de öldürür dediğimda bana “ sen delisin” demişti.”  Diyerek beni küçük düşürmeye çalıştı.<br />
Reşid Sindi Kürdistan Mücadelesi içinde pişmiş, tecrübeli ve ağırbaşlı bir savaşçı pozisyonunda görünüyordu. Oturduk. Çaylar geldi. Reşid Derwişe döndü: “- Derwéş!  Arkadaşınız deli değildir. Şivan’a hepimiz aldanmıştık. O çok nadir insanlardan biriydi. Mam Celal desem, ondan kat be kat daha bilgiliydi. İkna kabiliyeti müthişti. O’nu anlatmak veya anlamak çok zor” Dedi.<br />
Selahattin Bey, “-Tatvan’da askerlik yaptım ve sizin ailenizi biliyorum.” Diyorsunuz. Ailemiz sağcısıyla, solcusuyla hepimiz yurtseveriz. Bu aile için Kürtlük önceliklidir ve Barzani Özgürlük hareketine ve de Barzani ailesinin önderliğine karşı hiç bir iftiraya katılacak bir aile değiliz. Terbiyemizi biliriz. 200 yılı aşkin bir zamandır, Kürdistan özgürlük mücadelesinde Şeyh Abdusselam ve Mela Mistefa ailesinden başka hiç bir hareketin daha iyi bir yol ve yöntem uyguladığına şahit olmuş değilim. Ben buyum. Görüşmeye, konuşmaya ve sizinle tanışmaya her zaman memnuniyetle varım.  05.02.2012 – Saygılarımla – Şakir Epözdemir</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Lev Tolstoy/ DEFIK yazısına Pelîn-3 : Kovarabir tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://www.kovarabir.com/lev-tolstoy-defik/comment-page-1/#comment-2926</link>
		<dc:creator>Pelîn-3 : Kovarabir</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Feb 2012 23:27:43 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.kovarabir.com/?p=8708#comment-2926</guid>
		<description>[...] Defik/Lev Tolstoy  / 36 [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] Defik/Lev Tolstoy  / 36 [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Şakir EPÖZDEMİR/ Selahattin Ali Arık’ın Kitabına ve Pêrî Yayınlarına İtiraznamemdir yazısına Selahattin Ali Arik tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://www.kovarabir.com/sakir-epozdemir-selahattin-ali-arikin-kitabina-ve-peri-yayinlarina-itiraznamemdir/comment-page-1/#comment-2897</link>
		<dc:creator>Selahattin Ali Arik</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 29 Jan 2012 14:24:44 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.kovarabir.com/?p=8620#comment-2897</guid>
		<description>Kek Şakir Merhaba,
Kitap hakkında yapılan eleştiriler ve kitapta var olan hatalar değerlendirelecek ve gerekirse bunlar toplu bir şekilde yayınlanacaktır. Benim isteğim eğer siz kabul ederseniz sizinle bir görüşme yapmaktır. Aslında bu görüşmeyi kitabı yazmadan önce yapmam gerekiyordu. O zaman sizi oldukça rahatsız eden bu durum olmayacaktı. 
Ancak sizin gibi düşünmesem de bir büyüğüm olarak sizi hedeflemek ve size saygısızlık etmek aklımın ucundan bile geçmedi. Ayrıca ben Tatvan&#039;da askerlik yaptım ve sizin ailenizi biliyorum.
Bütün kalbimle; “Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için olalım.” &quot;Şu mazlum halkımızın birliğine, beraberliğine ve kardeşliğine çalışalım.&quot; temeninize katılıyorum. 
 Saygılarımla
Selahattin Ali Arik</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Kek Şakir Merhaba,<br />
Kitap hakkında yapılan eleştiriler ve kitapta var olan hatalar değerlendirelecek ve gerekirse bunlar toplu bir şekilde yayınlanacaktır. Benim isteğim eğer siz kabul ederseniz sizinle bir görüşme yapmaktır. Aslında bu görüşmeyi kitabı yazmadan önce yapmam gerekiyordu. O zaman sizi oldukça rahatsız eden bu durum olmayacaktı.<br />
Ancak sizin gibi düşünmesem de bir büyüğüm olarak sizi hedeflemek ve size saygısızlık etmek aklımın ucundan bile geçmedi. Ayrıca ben Tatvan&#8217;da askerlik yaptım ve sizin ailenizi biliyorum.<br />
Bütün kalbimle; “Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için olalım.” &#8220;Şu mazlum halkımızın birliğine, beraberliğine ve kardeşliğine çalışalım.&#8221; temeninize katılıyorum.<br />
 Saygılarımla<br />
Selahattin Ali Arik</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Şakir EPÖZDEMİR/ Selahattin Ali Arık’ın Kitabına ve Pêrî Yayınlarına İtiraznamemdir yazısına Ş.Epözdemir tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://www.kovarabir.com/sakir-epozdemir-selahattin-ali-arikin-kitabina-ve-peri-yayinlarina-itiraznamemdir/comment-page-1/#comment-2891</link>
		<dc:creator>Ş.Epözdemir</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Jan 2012 08:34:35 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.kovarabir.com/?p=8620#comment-2891</guid>
		<description>Sayın Selahattin Ali Arık,
 
Yapılan bu ‘yanlışlık’, kimin tarafından ve hangı amaçla yapılırsa yapılsın, ahlaki bir davranış değildir. &quot;“Dersim-Civarik, İki Uçlu Yaşam&quot; adlı kitabının 151-152 sayfalarından alınmıştır. Yani bu paragrafın kaynağı bu kitaptır. Bir yanlışlık sonucu o paragrafın dip notu unutulmuştur.” diyorsunuz. Peki “dipnotu yazılsaydı” sorun bitecek miydi? Dr. Şivan&#039;la ilgili onlarca şahsiyetlerin beyanlarını da kitabınıza almışssınız. Neden başkalarının yazılarına “ Huseyin Akarın” yalan, yanlış ve tamamen uyduruk pregrafları girmiyor da, bu saçmalıklar benim yazılarımın içine şırıngalanıyor?

“- Eğer kitabın ikinci baskısını yaparsak bu paragraf tamamen kitaptan kaldırılacaktır.” … Demişsiniz. Peki… birinci baskı ne olacak? 

Dr. Şivan’ın kendisi, yapılanları, yaptıklarını, hatasını ve pişmanlığını açıkça söyledi, yazdı ve mertçe ortaya koydu. Sizler o korkunç hatayı örtbas etmek isterken O’na kötülük etmiyormusunuz. Diyelim ki yanlış bir hesap yaptılar ve yanlış olduklarını da itiraf ettiler. Peki size ne oluyor?

Bakınız: Eğer Allah, Emin Cibrail Hazretleriyle Dr. Şivan’a haber gönderse ve O Yüce Yaradan bu ciayeti O’na işletirse, Dr. Şivan o günahtan kurtulmaz. 

Kürdistan Mücadele Tarihinde Dr. Şivan’dan başka yanlış yapan liderler, Kürdistani hareketler yok mu? Yakın tarihte “Şerên Brakujîlerler de” binlerce yurtsever Kürt savaşçılarını canlarından edip arkasında da o kadar sakat bırakılmadı mı? Sonunda tarafların lider ve önderleri Kürtlerden ve mağdur olanların ailelerinden üzür dileyip yanlış yaptıklarını Kurdistan kamuoyuna açıklamalar yapmadılar mı? Bakınız… kaş yapayım darken göz çıkarıyorsunuz… “yazıktır, gunahtır, yapmayın…” 

74 yaşındayım. “Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için olalım.” Şu mazlum halkımızın birliğine, beraberliğine ve kardeşliğine çalışalım.
Saygılarımla  27/01/2012 - Hewlêr</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sayın Selahattin Ali Arık,</p>
<p>Yapılan bu ‘yanlışlık’, kimin tarafından ve hangı amaçla yapılırsa yapılsın, ahlaki bir davranış değildir. &#8220;“Dersim-Civarik, İki Uçlu Yaşam&#8221; adlı kitabının 151-152 sayfalarından alınmıştır. Yani bu paragrafın kaynağı bu kitaptır. Bir yanlışlık sonucu o paragrafın dip notu unutulmuştur.” diyorsunuz. Peki “dipnotu yazılsaydı” sorun bitecek miydi? Dr. Şivan&#8217;la ilgili onlarca şahsiyetlerin beyanlarını da kitabınıza almışssınız. Neden başkalarının yazılarına “ Huseyin Akarın” yalan, yanlış ve tamamen uyduruk pregrafları girmiyor da, bu saçmalıklar benim yazılarımın içine şırıngalanıyor?</p>
<p>“- Eğer kitabın ikinci baskısını yaparsak bu paragraf tamamen kitaptan kaldırılacaktır.” … Demişsiniz. Peki… birinci baskı ne olacak? </p>
<p>Dr. Şivan’ın kendisi, yapılanları, yaptıklarını, hatasını ve pişmanlığını açıkça söyledi, yazdı ve mertçe ortaya koydu. Sizler o korkunç hatayı örtbas etmek isterken O’na kötülük etmiyormusunuz. Diyelim ki yanlış bir hesap yaptılar ve yanlış olduklarını da itiraf ettiler. Peki size ne oluyor?</p>
<p>Bakınız: Eğer Allah, Emin Cibrail Hazretleriyle Dr. Şivan’a haber gönderse ve O Yüce Yaradan bu ciayeti O’na işletirse, Dr. Şivan o günahtan kurtulmaz. </p>
<p>Kürdistan Mücadele Tarihinde Dr. Şivan’dan başka yanlış yapan liderler, Kürdistani hareketler yok mu? Yakın tarihte “Şerên Brakujîlerler de” binlerce yurtsever Kürt savaşçılarını canlarından edip arkasında da o kadar sakat bırakılmadı mı? Sonunda tarafların lider ve önderleri Kürtlerden ve mağdur olanların ailelerinden üzür dileyip yanlış yaptıklarını Kurdistan kamuoyuna açıklamalar yapmadılar mı? Bakınız… kaş yapayım darken göz çıkarıyorsunuz… “yazıktır, gunahtır, yapmayın…” </p>
<p>74 yaşındayım. “Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için olalım.” Şu mazlum halkımızın birliğine, beraberliğine ve kardeşliğine çalışalım.<br />
Saygılarımla  27/01/2012 &#8211; Hewlêr</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>M. Emin ASLAN/ Koçgiri’den Mahabada’a Kürt Ulusal Hareketi* yazısına WAR Hejmar 14 : Kovarabir tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://www.kovarabir.com/m-emin-aslan-kocgiriden-mahabadaa-kurt-ulusal-hareketi/comment-page-1/#comment-2888</link>
		<dc:creator>WAR Hejmar 14 : Kovarabir</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Jan 2012 18:12:43 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.kovarabir.com/?p=8659#comment-2888</guid>
		<description>[...] M. Emin ASLAN [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] M. Emin ASLAN [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Ferhad ŞAKELÎ/ Baskirina Rolê Roşinbîrên Kurd Li Karê Sîyasî da yazısına WAR Hejmar 14 : Kovarabir tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://www.kovarabir.com/ferhad-sakeli-baskirina-role-rosinbiren-kurd-li-kare-siyasi-da/comment-page-1/#comment-2883</link>
		<dc:creator>WAR Hejmar 14 : Kovarabir</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Jan 2012 11:34:56 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.kovarabir.com/?p=8654#comment-2883</guid>
		<description>[...] Ferhad Şakelî [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] Ferhad Şakelî [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Tahsin SEVER/ 1925 KÜRT HAREKETİNİN YAPISI VE HEDEFLERİ yazısına Semsettin tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://www.kovarabir.com/tahsin-sever-1925-kurt-hareketinin-yapisi-ve-hedefleri/comment-page-1/#comment-2854</link>
		<dc:creator>Semsettin</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Jan 2012 14:11:26 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.kovarabir.com/?p=2629#comment-2854</guid>
		<description>Kürt çocuklarına,&#039;Varlığım Türk varlığına armağan olsun&#039; sloganını dayatanlara cevap vermeni zamanı geldi: 1 marttan itibaren çocuğunu Türk okuluna gönderme.

Kürt değilsiniz. Tek başınıza düşünemezsiniz. Doğruyla yanlışı ayırt edemezsiniz. Tek başınıza karar veremezsiniz. Varlığınızı yüce Türk milletin varlığına katarak, (Türk varlığına armağan ederek) eriyecek ve yok olacaksınız. İşte AKP&#039; nin de devam ettirmeye çalıştığı Türk-İslam sentezinin Kürtleri imha politikası...

Artık, dostumuzu, düşmanınımızı tanımanın, ideolojik saplantıları bir tarafa bırakmanın zamanı geldi. Bugün için bize sağ-sol, Türk Arap dostluğu-kardeşlikleri gibi saçmalıklar bir fayda getirmez. İslamın bize vereceği bir şey olamaz. Irak devleti yakında 3 parçaya bölünecek, orada ki sahte kardeşlik-birlik dirlik yalanlarının da sonu gelecektir. Müslümanlık adına AKP de 130 Kürd milletvekili var, Müslümanlık adına 9 milyon Kürt kendini Türk olarak görüyor. Ama bu Müslümanlar için, Kürd bir kafirdir ve ona bir nebze de olsa hak verilemez. Yaklaşık 10 senelik AKP iktidarında tek bir Kürt köyünün okulunda Kürtçe serbest bırakılmamıştır. Tek bir Kürt ismine bile hala izin verilememiştir.Türklerin Başbakanı, tarihsel geleneklerine uymaya devam ediyor: 1930&#039;lu yıllardan itibaren regüler devlet politikası haline gelen halka yabani sistem aralıksız devam ediyor...O yıllar Faşizmin dünya çapında zirvede olduğu yıllar. Faşizm gençliğe, gençliğin eğitimine ve endoktrine edilmesine çok önem veriyor. Azınlıkların yokedilmesi bu endoktrinasyonun hedefi olarak görülüyor. İtalya&#039;da anaokullarına kadar inen faşist örgütlenmeler ortaya çıkıyor. Hitler, Mussolini&#039;den öğrendiği kitlesel gösterileri inanılması güç devasa boyutlara çıkartıyor. Mussolini ise Atatürk&#039; ten çok şey  öğrendiğini açıkça söylüyor. Almanya&#039;da faşizmin &#039;ein volk, ein reich&#039; (tek millet, tek devlet) sloganı, Kemalistlerin attığı bir slogan ve bu politika Kürtlerin sistematik imhasına parallel geliştiriliyor. Kemalistler dünya faşizminin öncülleri olarak Rum ve Ermenleri acımasızca ellemişlerdi ve Kürtlerin sırası gelmişti. Yüzbinlerce aptal, kriminal vahşi insan, bir gösteri alanında tek bir komutla disiplinli ve uyumlu bir şekilde aynı hareketleri yaparak varlıklarını uyduruk bir millete ve Paşa&#039;ya adamış oluyorlar. Bu eylemler, özelliklede Dersim Kürt soykırımı arifesinde bütünüyle kitlesel ve adeta dinî bir havaya büründürülmüş ritüeller oldu. Çünkü Dersim soykırımı ile, baş paşanın dediği gibi &#039;çıbanbaşı&#039; Kürtlerin hak ve hukuk talepleri en az 100 sene geriye atılmıştı.

Türkler kadar cümle başı, &#039;baş&#039;  kelimesi kullanan bir millete rastlanamaz. &#039;başbuğ&#039;, &#039;başhakim, başvekil, &#039;başkan&#039;, etc.. etc..İradesiz, şuursuz,soysuz, sopsuz insanların zayıf noktalarına vurgu yapılarak, 10 çocuğu da ölürse, adama &#039; başın sağolsun&#039; diye ekstra  işkence etmeye gidilir. Burada &#039;baş&#039; diye kastettikleri, &#039;çoban&#039; kılığında, kan döken, baş kesen bir işgalci olması gerek!! 
Dünyada kendi meclisine &#039;büyük&#039;  adına takanlar göçebe Türklerdir: neden normal bir millet meclisi değil de &#039;büyük millet&#039;  meclisi oluyorlar?
Kaldi ki &#039;büyük&#039; denilen bir millet bu şekilde göçebe olamaz. İyi milletler doğdukları topraklara sadık ve onu en iyi kullanbabilen toplumlardır. Almanlar&#039;ın Amerikaya, Türkiyeye gideni olmuş ama bu Türklerin dakikada bir yaptıkları gibi sürü şeklinde oradan oraya yığınak yapıp onun bunun memleketini bozmaları, yakıp yakmaları şeklinde değildir. &#039;Büyük Türk&#039; denilen serseri mayın bu defa da Avrupanın ortasına yığılmaya başladı...Türk resmi ideolojisi beşikteki bir çocuğu dahi Orta Asyalı olduğuna ikna etmeye çalışır, 7 göbek sonrasında dahi  Anadolu&#039;nun yerlisine, onun Orta asyalı olduğu, Kurt sürüsünü takiplen buraya kadar geldiğini temel alan resmi devlet doktirini, okuldan işe kadar her yerde sistematik uygulanıyor ve  insanların beyinleri çelinerek, kendilerine yabancı, doğdukları yere düşman birileri olduklarına inandırılıyorlar. Dünya üzerinde sadece Türkiye de, halka oranın yabancısı oldukları  okullarda okutulur, sadece Türkiye&#039;de  Türkiye&#039;nin yerlisi olmayan Türklerin, &#039;türkiye devleti&#039; denilen bir oluşuma sahip oldukları kendi resmi okullarında okutulur!
&#039;Fert yok cemiyet var, hak yok vazife var&#039; düsturu bugün bütün okullarda küçük çocukların her sabah söylediği andımızda &#039;Varlığım Türk varlığına armağan olsun&#039;, &#039; ne mutlu türküm diyene&#039;, &#039;bir türk düyaya bedeldir&#039; sözleriyle tekrarlanıyor. Bugün onbinlerce Kürt okulunda bu ritüeller aralıksız devam ediyor. Kürt çocuklarının beyinleri acımasızca yıkanarak Türkleştirilip kendilerine yabancı, &#039;üstün ırk&#039; denilen Orta asyalı bir kavmin &#039;, anadoluyu işgal etmiş fertleriymiş gibi yetiştiriliyorlar. Faşizm, ferdin bağımsız bir kişilik olarak var olmasını reddeder. Aslolan Paşa&#039;nın, başkanın, Şef&#039;in, Führer&#039;in, Duçe&#039;nin, Cadillo&#039;nun liderliğinde, onun gösterdiği istikamette milletin yücelmesi için ferdin her şeyini feda etmesidir. Aslında Atatürkçülük, &#039;Ebedî Şef&#039; kültü etrafında, kalıcı bir faşist tahakküm arayışıdır. Bu kült, bütün katiller, kan emiciler için ayrıcalıklarını sürdürecekleri bir sığınak vazifesi görmektedir. 
Kürt soykırımlarının sonu, AKP tarafından da devam ettirilen bu sistem  ayakta olduğu müddetçe devam edecektir. Esas soykırım Kürdün geleceğini sistematik şekilde yokeden, eğitimiden dine kadar uzanan  Türk-İslam sentezidir. Sahte laiklik adına 5.3 milyon Kürt kandırılp kimliğine yabancılaştırılmış durumda. Alevilik, Kemalizm adına kürtleri kandıran sahte modernistler de, İslamcılardan farklı değildirler. Maoist komünistlerden, Devrimci karargah, Halk kurtuluş cephesine, solcu sendikalardan, masum dinseverler adı altında Kürtlerin beyinlerini yıkayan, özel harb dairesince ayakta tutulan ve göbekten Türk ordusuna bağlı Hizbullah gibi örgütler Kürt çocuklarının asimile edilmesinde birer yan araçtan başka bir şeey deüillerdir. Türk devletinin terör örgütlenmesini, özel harp dairesininin yeni yapılanmalarını, doğal Kürt hareketini bloke etmek, onu saptırıp dünyadaki tabii desteklerinden koparmak için, kendisine bağlı olarak örgütlendirdiği belgelenmiş durumda. Erdoğan kliği bu belgeleri sadece kendisine direkmen karşı olan askerleri tasfiyede -şantaj anlamında- kullanırken bu olşumun devamında ise diretmektedir. Evren-Özal-Demirel-Çiller-Ağar-Ecevit den kalan miras devam ediyor: AKP Kürdistandan tek bir Türk askerini bile geri çekmemiştir, masum köylüleri katleden tek bir köy koruyucusunu bile azaltmamaıştır.

Asker-polis elbiseli Türkler kesilen Kürt kafaları ile fotoğraf çekmeye devam ediyor, imamın ordusu &#039;fahişelere&#039; asker elbisesi giydirerek türkü söylettirmeye devam ediyor.  
Kürt değilsiniz. Tek başınıza düşünemezsiniz. Doğruyla yanlışı ayırt edemezsiniz. Tek başınıza karar veremezsiniz. Varlığınızı yüce Türk milletin varlığına katarak, (Türk varlığına armağan ederek) eriyecek ve yok olacaksınız. “Ne mutlu Türküm diyene”  “Bir Türk dünyaya bedeldir” “Türk, öğün, çalış güven.” gibi şiarlar, yaygınlaşan bayraklar ve heykeller birlikte, ulusun belleğine bir daha silinmeyecek şekilde yerleşmiştir. Peşpeşe gerçekleşen yenilgilerin yarattığı çöküntüyü ve suskunluğu yaşayan Kürt, kabuğuna çekilmiş, Türklüğüne razı olmak zorunda kalmıştır. Şentürk, hastürk, yıldırımtürk, öztürk, aslantürk, kahramantürk gibi soyadları alan Kürt, köylerinin değişen, Türkleşen isimlerine de pek karşı çıkamamıştır.Koyunlar gibi o basit hareketleri okul ve kışlalarda hep birlikte yaparak kıvama geleceksiniz. İşte o zaman sizin yerinize düşünen, karar veren, sizi yöneten bir azınlığa sorgusuz sualsiz teslim olacaksınız. Bir komut gelecek elinizi kaldıracak, bir başka komutla indireceksiniz. Bir sürü gibi. Anaokulundan başlayarak hazırol ve rahatta durmayı, uygun adım yürümeyi nasıl olsa öğrenmiş bulunuyorsunuz. Çocuklar ve gençler, sizler birer küçük Türk koruyucu askersiniz. Komutanlarınızı dikkatle takip edeceksiniz. Onlara Paşa diye hitap edceksiniz. Sakın düşünmeye, dilinizi konuşmaya, onunla düşünmeye, kendi kendinize karar vermeye kalkmayın. Sadece denileni yapın. Dünyada faşizmin en çiğ ve kaba haliyle varlığını sürdürebildiği yerler Türkiyenin okulları, Türklerin bayrak salladıkları, kendi toprakları diye saydıkları bütün Kürt şehir ve köyleridir. 
Kürdistan&#039; da koşullandırılan yaklaşık 450 000 i resmi ve 128 000 ni de paramiliter koruyucu, Irkçı, Alevici, Şiici, Maocu Komünist partisi, Devrimci karargah-kurtuluş cephesi, Müslüman Hizbullahçı kılığında örgütlenmiş askeri güç, din adı altında örgütlenmiş Hizbullah-Diyanet-Nurcu-Süleymancı-Bektaşici-Fetullahçı-kontralar bir bütün olarak AKP diktatörlüğü altında da geleneksel süreci devam ettirmektedirler.
AKP&#039; nin Kürt politikası, 1945&#039;te İtalyan ve Alman faşizminin çöküşünden tam 67 yıl sonra, Türk faşizminin sona ermeyeceğini ifade ediyor.

Şimdi artık bu Kürt düşmanı sürece son vermenin, esaret zincirlerini kırarak, özgür bir halk olmak, her halk gibi devlet sahibi olmanın yolunu açmanın zamanı gelmiştir.

İlk olarak, bütün Kürt örgütleri, 1 Mart tarihinden itibaren bütün Kürtlerin çocuklarını Türk okullarına göndermemeleri için bir bildirge yayınlayarak zorunlu adımı atmaları gerekiyor. 14 milyonun üzerinde Kürd hali hazırda Türk yapılmış, adları değiştirilmiş kendilerine düşman bir toplum haline getirilmiştir. Kürtlerin düşmanı AKP nin de devam ettirdiği Türkleştirme politikasıdır ve bu sözde PKK nin de cirit attığı bütün köy okullarında gece gündüz devam ettirilmektedir. Askeri anlamda Kürtleri yoketmenin imkanı yoktur. TC bunu iyi biliyor ve bu yok etmeyi İslamcılar ve Kemalistlerin ortak paydası olan devlet okullarında devam ettiriyor.

İşte şimdi bu okulları boykot, TC nin Kürd&#039;ü esaret altına almak için yaşam borusu olarak kullandığı bu mezarlara gereken cevabı vermenin zamanı geldi. En az %35 nin üzerinde Kürt vatandaşımız bu çağrıya uyup, çocuğunu asimile etmekten başka bir şey yapmayan bu Türk okullarını protesto ederse TC&#039; nin bölgedeki bel kemiği kırılacaktır. Böylesine bir olay dünya çapında büyük yankılar yapacak ve AKP nin  sahte maskesi de düşecektir. Kürt özerkliğine giden yol, Kürt halkının ortak iradesi onun gerçek temsilcilerinin böylesine küçük bir çıkışla, aklı selimle işe başlamalarından geçiyor.

Devletin saldırısı büyük olacaktır ama eskisi gibi başarı şansı yoktur. 

1 milyon Kürd ayağa kalktığında ise işleri Suriye gibi olacaktır.

Şimdiden biliyoruz ki TC de o gün, PKK adı altında kendi askerlerine karşı vahşiyane bir saldırıda bulunarak, mümkün olduğunca çok askeri öldürerek, geri kalmış cahil halkı ayağa kaldırarak bu haklı eylemi sabote etmeye çalışacaktır. TC&#039; nin değişmez Kürt politikasını devam ettiren yeni AKP-Asker ittifakı, Kürt Hareketi nezdinde bir kırılmayı amaçlıyor; talep ve istemlerin, Müslüman-Kemalist kırmızı hattının içine çekilmesini, PKK&#039; nin Kürtlerin tek temsicisi olduğunun dünya kamuoyuna kabulünü, güney Kürtlerini de tehdit ederek, zorunlululuk azmeden Kürt Birliği’nin sağlanmasının önünü almaya her zamanki gibi hedefleyeceklerdir. Benzeri olay en son Kürt özerkliğinin ilan edildiği gün yaşandı, MHP yandaşı yeni patron Necdet Özel&#039;in Jandarma istihbaratından hareketle, PKK adına  askerlerin yaptığı bu provakasyona resmen sahip çıkıldı.
Kürtler ortak iradeleri ile özerkliği ilan etmiş durumdadır, geriye dönüş olamaz ve bu yeni adım ile de onu gerçek yaşam alanına sokacaklarıdır.


1 Mart&#039; tan itibaren Türkleşmeye son!

Kürdün mezarı olan Türk okulunu değil, anadilde Kürtçe eğitim sağlayacak Kürt okulunu istiyoruz.


Kürtler için anadilde eğitim komitesi.

Saygılarla, 

Şemso Lazwan Kurmesh</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Kürt çocuklarına,&#8217;Varlığım Türk varlığına armağan olsun&#8217; sloganını dayatanlara cevap vermeni zamanı geldi: 1 marttan itibaren çocuğunu Türk okuluna gönderme.</p>
<p>Kürt değilsiniz. Tek başınıza düşünemezsiniz. Doğruyla yanlışı ayırt edemezsiniz. Tek başınıza karar veremezsiniz. Varlığınızı yüce Türk milletin varlığına katarak, (Türk varlığına armağan ederek) eriyecek ve yok olacaksınız. İşte AKP&#8217; nin de devam ettirmeye çalıştığı Türk-İslam sentezinin Kürtleri imha politikası&#8230;</p>
<p>Artık, dostumuzu, düşmanınımızı tanımanın, ideolojik saplantıları bir tarafa bırakmanın zamanı geldi. Bugün için bize sağ-sol, Türk Arap dostluğu-kardeşlikleri gibi saçmalıklar bir fayda getirmez. İslamın bize vereceği bir şey olamaz. Irak devleti yakında 3 parçaya bölünecek, orada ki sahte kardeşlik-birlik dirlik yalanlarının da sonu gelecektir. Müslümanlık adına AKP de 130 Kürd milletvekili var, Müslümanlık adına 9 milyon Kürt kendini Türk olarak görüyor. Ama bu Müslümanlar için, Kürd bir kafirdir ve ona bir nebze de olsa hak verilemez. Yaklaşık 10 senelik AKP iktidarında tek bir Kürt köyünün okulunda Kürtçe serbest bırakılmamıştır. Tek bir Kürt ismine bile hala izin verilememiştir.Türklerin Başbakanı, tarihsel geleneklerine uymaya devam ediyor: 1930&#8242;lu yıllardan itibaren regüler devlet politikası haline gelen halka yabani sistem aralıksız devam ediyor&#8230;O yıllar Faşizmin dünya çapında zirvede olduğu yıllar. Faşizm gençliğe, gençliğin eğitimine ve endoktrine edilmesine çok önem veriyor. Azınlıkların yokedilmesi bu endoktrinasyonun hedefi olarak görülüyor. İtalya&#8217;da anaokullarına kadar inen faşist örgütlenmeler ortaya çıkıyor. Hitler, Mussolini&#8217;den öğrendiği kitlesel gösterileri inanılması güç devasa boyutlara çıkartıyor. Mussolini ise Atatürk&#8217; ten çok şey  öğrendiğini açıkça söylüyor. Almanya&#8217;da faşizmin &#8216;ein volk, ein reich&#8217; (tek millet, tek devlet) sloganı, Kemalistlerin attığı bir slogan ve bu politika Kürtlerin sistematik imhasına parallel geliştiriliyor. Kemalistler dünya faşizminin öncülleri olarak Rum ve Ermenleri acımasızca ellemişlerdi ve Kürtlerin sırası gelmişti. Yüzbinlerce aptal, kriminal vahşi insan, bir gösteri alanında tek bir komutla disiplinli ve uyumlu bir şekilde aynı hareketleri yaparak varlıklarını uyduruk bir millete ve Paşa&#8217;ya adamış oluyorlar. Bu eylemler, özelliklede Dersim Kürt soykırımı arifesinde bütünüyle kitlesel ve adeta dinî bir havaya büründürülmüş ritüeller oldu. Çünkü Dersim soykırımı ile, baş paşanın dediği gibi &#8216;çıbanbaşı&#8217; Kürtlerin hak ve hukuk talepleri en az 100 sene geriye atılmıştı.</p>
<p>Türkler kadar cümle başı, &#8216;baş&#8217;  kelimesi kullanan bir millete rastlanamaz. &#8216;başbuğ&#8217;, &#8216;başhakim, başvekil, &#8216;başkan&#8217;, etc.. etc..İradesiz, şuursuz,soysuz, sopsuz insanların zayıf noktalarına vurgu yapılarak, 10 çocuğu da ölürse, adama &#8216; başın sağolsun&#8217; diye ekstra  işkence etmeye gidilir. Burada &#8216;baş&#8217; diye kastettikleri, &#8216;çoban&#8217; kılığında, kan döken, baş kesen bir işgalci olması gerek!!<br />
Dünyada kendi meclisine &#8216;büyük&#8217;  adına takanlar göçebe Türklerdir: neden normal bir millet meclisi değil de &#8216;büyük millet&#8217;  meclisi oluyorlar?<br />
Kaldi ki &#8216;büyük&#8217; denilen bir millet bu şekilde göçebe olamaz. İyi milletler doğdukları topraklara sadık ve onu en iyi kullanbabilen toplumlardır. Almanlar&#8217;ın Amerikaya, Türkiyeye gideni olmuş ama bu Türklerin dakikada bir yaptıkları gibi sürü şeklinde oradan oraya yığınak yapıp onun bunun memleketini bozmaları, yakıp yakmaları şeklinde değildir. &#8216;Büyük Türk&#8217; denilen serseri mayın bu defa da Avrupanın ortasına yığılmaya başladı&#8230;Türk resmi ideolojisi beşikteki bir çocuğu dahi Orta Asyalı olduğuna ikna etmeye çalışır, 7 göbek sonrasında dahi  Anadolu&#8217;nun yerlisine, onun Orta asyalı olduğu, Kurt sürüsünü takiplen buraya kadar geldiğini temel alan resmi devlet doktirini, okuldan işe kadar her yerde sistematik uygulanıyor ve  insanların beyinleri çelinerek, kendilerine yabancı, doğdukları yere düşman birileri olduklarına inandırılıyorlar. Dünya üzerinde sadece Türkiye de, halka oranın yabancısı oldukları  okullarda okutulur, sadece Türkiye&#8217;de  Türkiye&#8217;nin yerlisi olmayan Türklerin, &#8216;türkiye devleti&#8217; denilen bir oluşuma sahip oldukları kendi resmi okullarında okutulur!<br />
&#8216;Fert yok cemiyet var, hak yok vazife var&#8217; düsturu bugün bütün okullarda küçük çocukların her sabah söylediği andımızda &#8216;Varlığım Türk varlığına armağan olsun&#8217;, &#8216; ne mutlu türküm diyene&#8217;, &#8216;bir türk düyaya bedeldir&#8217; sözleriyle tekrarlanıyor. Bugün onbinlerce Kürt okulunda bu ritüeller aralıksız devam ediyor. Kürt çocuklarının beyinleri acımasızca yıkanarak Türkleştirilip kendilerine yabancı, &#8216;üstün ırk&#8217; denilen Orta asyalı bir kavmin &#8216;, anadoluyu işgal etmiş fertleriymiş gibi yetiştiriliyorlar. Faşizm, ferdin bağımsız bir kişilik olarak var olmasını reddeder. Aslolan Paşa&#8217;nın, başkanın, Şef&#8217;in, Führer&#8217;in, Duçe&#8217;nin, Cadillo&#8217;nun liderliğinde, onun gösterdiği istikamette milletin yücelmesi için ferdin her şeyini feda etmesidir. Aslında Atatürkçülük, &#8216;Ebedî Şef&#8217; kültü etrafında, kalıcı bir faşist tahakküm arayışıdır. Bu kült, bütün katiller, kan emiciler için ayrıcalıklarını sürdürecekleri bir sığınak vazifesi görmektedir.<br />
Kürt soykırımlarının sonu, AKP tarafından da devam ettirilen bu sistem  ayakta olduğu müddetçe devam edecektir. Esas soykırım Kürdün geleceğini sistematik şekilde yokeden, eğitimiden dine kadar uzanan  Türk-İslam sentezidir. Sahte laiklik adına 5.3 milyon Kürt kandırılp kimliğine yabancılaştırılmış durumda. Alevilik, Kemalizm adına kürtleri kandıran sahte modernistler de, İslamcılardan farklı değildirler. Maoist komünistlerden, Devrimci karargah, Halk kurtuluş cephesine, solcu sendikalardan, masum dinseverler adı altında Kürtlerin beyinlerini yıkayan, özel harb dairesince ayakta tutulan ve göbekten Türk ordusuna bağlı Hizbullah gibi örgütler Kürt çocuklarının asimile edilmesinde birer yan araçtan başka bir şeey deüillerdir. Türk devletinin terör örgütlenmesini, özel harp dairesininin yeni yapılanmalarını, doğal Kürt hareketini bloke etmek, onu saptırıp dünyadaki tabii desteklerinden koparmak için, kendisine bağlı olarak örgütlendirdiği belgelenmiş durumda. Erdoğan kliği bu belgeleri sadece kendisine direkmen karşı olan askerleri tasfiyede -şantaj anlamında- kullanırken bu olşumun devamında ise diretmektedir. Evren-Özal-Demirel-Çiller-Ağar-Ecevit den kalan miras devam ediyor: AKP Kürdistandan tek bir Türk askerini bile geri çekmemiştir, masum köylüleri katleden tek bir köy koruyucusunu bile azaltmamaıştır.</p>
<p>Asker-polis elbiseli Türkler kesilen Kürt kafaları ile fotoğraf çekmeye devam ediyor, imamın ordusu &#8216;fahişelere&#8217; asker elbisesi giydirerek türkü söylettirmeye devam ediyor.  <br />
Kürt değilsiniz. Tek başınıza düşünemezsiniz. Doğruyla yanlışı ayırt edemezsiniz. Tek başınıza karar veremezsiniz. Varlığınızı yüce Türk milletin varlığına katarak, (Türk varlığına armağan ederek) eriyecek ve yok olacaksınız. “Ne mutlu Türküm diyene”  “Bir Türk dünyaya bedeldir” “Türk, öğün, çalış güven.” gibi şiarlar, yaygınlaşan bayraklar ve heykeller birlikte, ulusun belleğine bir daha silinmeyecek şekilde yerleşmiştir. Peşpeşe gerçekleşen yenilgilerin yarattığı çöküntüyü ve suskunluğu yaşayan Kürt, kabuğuna çekilmiş, Türklüğüne razı olmak zorunda kalmıştır. Şentürk, hastürk, yıldırımtürk, öztürk, aslantürk, kahramantürk gibi soyadları alan Kürt, köylerinin değişen, Türkleşen isimlerine de pek karşı çıkamamıştır.Koyunlar gibi o basit hareketleri okul ve kışlalarda hep birlikte yaparak kıvama geleceksiniz. İşte o zaman sizin yerinize düşünen, karar veren, sizi yöneten bir azınlığa sorgusuz sualsiz teslim olacaksınız. Bir komut gelecek elinizi kaldıracak, bir başka komutla indireceksiniz. Bir sürü gibi. Anaokulundan başlayarak hazırol ve rahatta durmayı, uygun adım yürümeyi nasıl olsa öğrenmiş bulunuyorsunuz. Çocuklar ve gençler, sizler birer küçük Türk koruyucu askersiniz. Komutanlarınızı dikkatle takip edeceksiniz. Onlara Paşa diye hitap edceksiniz. Sakın düşünmeye, dilinizi konuşmaya, onunla düşünmeye, kendi kendinize karar vermeye kalkmayın. Sadece denileni yapın. Dünyada faşizmin en çiğ ve kaba haliyle varlığını sürdürebildiği yerler Türkiyenin okulları, Türklerin bayrak salladıkları, kendi toprakları diye saydıkları bütün Kürt şehir ve köyleridir.<br />
Kürdistan&#8217; da koşullandırılan yaklaşık 450 000 i resmi ve 128 000 ni de paramiliter koruyucu, Irkçı, Alevici, Şiici, Maocu Komünist partisi, Devrimci karargah-kurtuluş cephesi, Müslüman Hizbullahçı kılığında örgütlenmiş askeri güç, din adı altında örgütlenmiş Hizbullah-Diyanet-Nurcu-Süleymancı-Bektaşici-Fetullahçı-kontralar bir bütün olarak AKP diktatörlüğü altında da geleneksel süreci devam ettirmektedirler.<br />
AKP&#8217; nin Kürt politikası, 1945&#8242;te İtalyan ve Alman faşizminin çöküşünden tam 67 yıl sonra, Türk faşizminin sona ermeyeceğini ifade ediyor.</p>
<p>Şimdi artık bu Kürt düşmanı sürece son vermenin, esaret zincirlerini kırarak, özgür bir halk olmak, her halk gibi devlet sahibi olmanın yolunu açmanın zamanı gelmiştir.</p>
<p>İlk olarak, bütün Kürt örgütleri, 1 Mart tarihinden itibaren bütün Kürtlerin çocuklarını Türk okullarına göndermemeleri için bir bildirge yayınlayarak zorunlu adımı atmaları gerekiyor. 14 milyonun üzerinde Kürd hali hazırda Türk yapılmış, adları değiştirilmiş kendilerine düşman bir toplum haline getirilmiştir. Kürtlerin düşmanı AKP nin de devam ettirdiği Türkleştirme politikasıdır ve bu sözde PKK nin de cirit attığı bütün köy okullarında gece gündüz devam ettirilmektedir. Askeri anlamda Kürtleri yoketmenin imkanı yoktur. TC bunu iyi biliyor ve bu yok etmeyi İslamcılar ve Kemalistlerin ortak paydası olan devlet okullarında devam ettiriyor.</p>
<p>İşte şimdi bu okulları boykot, TC nin Kürd&#8217;ü esaret altına almak için yaşam borusu olarak kullandığı bu mezarlara gereken cevabı vermenin zamanı geldi. En az %35 nin üzerinde Kürt vatandaşımız bu çağrıya uyup, çocuğunu asimile etmekten başka bir şey yapmayan bu Türk okullarını protesto ederse TC&#8217; nin bölgedeki bel kemiği kırılacaktır. Böylesine bir olay dünya çapında büyük yankılar yapacak ve AKP nin  sahte maskesi de düşecektir. Kürt özerkliğine giden yol, Kürt halkının ortak iradesi onun gerçek temsilcilerinin böylesine küçük bir çıkışla, aklı selimle işe başlamalarından geçiyor.</p>
<p>Devletin saldırısı büyük olacaktır ama eskisi gibi başarı şansı yoktur. </p>
<p>1 milyon Kürd ayağa kalktığında ise işleri Suriye gibi olacaktır.</p>
<p>Şimdiden biliyoruz ki TC de o gün, PKK adı altında kendi askerlerine karşı vahşiyane bir saldırıda bulunarak, mümkün olduğunca çok askeri öldürerek, geri kalmış cahil halkı ayağa kaldırarak bu haklı eylemi sabote etmeye çalışacaktır. TC&#8217; nin değişmez Kürt politikasını devam ettiren yeni AKP-Asker ittifakı, Kürt Hareketi nezdinde bir kırılmayı amaçlıyor; talep ve istemlerin, Müslüman-Kemalist kırmızı hattının içine çekilmesini, PKK&#8217; nin Kürtlerin tek temsicisi olduğunun dünya kamuoyuna kabulünü, güney Kürtlerini de tehdit ederek, zorunlululuk azmeden Kürt Birliği’nin sağlanmasının önünü almaya her zamanki gibi hedefleyeceklerdir. Benzeri olay en son Kürt özerkliğinin ilan edildiği gün yaşandı, MHP yandaşı yeni patron Necdet Özel&#8217;in Jandarma istihbaratından hareketle, PKK adına  askerlerin yaptığı bu provakasyona resmen sahip çıkıldı.<br />
Kürtler ortak iradeleri ile özerkliği ilan etmiş durumdadır, geriye dönüş olamaz ve bu yeni adım ile de onu gerçek yaşam alanına sokacaklarıdır.</p>
<p>1 Mart&#8217; tan itibaren Türkleşmeye son!</p>
<p>Kürdün mezarı olan Türk okulunu değil, anadilde Kürtçe eğitim sağlayacak Kürt okulunu istiyoruz.</p>
<p>Kürtler için anadilde eğitim komitesi.</p>
<p>Saygılarla, </p>
<p>Şemso Lazwan Kurmesh</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Şakir EPÖZDEMİR/ Selahattin Ali Arık’ın Kitabına ve Pêrî Yayınlarına İtiraznamemdir yazısına Selahattin Ali Arik tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://www.kovarabir.com/sakir-epozdemir-selahattin-ali-arikin-kitabina-ve-peri-yayinlarina-itiraznamemdir/comment-page-1/#comment-2844</link>
		<dc:creator>Selahattin Ali Arik</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Jan 2012 11:37:38 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.kovarabir.com/?p=8620#comment-2844</guid>
		<description>Sayın Sakir Epözdemir’e, 
Söz konusu paragrafın orada yer alması bir yanlışlık sonucudur. Bu paragraf, Hüseyin Akar’ın 1998 yılında Pêrî Yayınları’nda yayınlanan “Dersim-Civarik, İki Uçlu Yaşam adlı kitabının 151-152 sayfalarından alınmıştır. Yani bu paragrafın kaynağı bu kitaptır. Bir yanlışlık sonucu o paragrafın dip notu unutulmuştur. 
Siz bu bilginin “bu bilgi bana ait  değildir.” demeniz benim için bilginin doğru olmadığı anlamına gelir. Bu benim için yeterlidir. 
Eğer kitabın ikinci baskısını yaparsak bu paragraf tamamen kitaptan kaldırılacaktır. Bu yanlışlıktan dolayı sizden ve War dergisinden özür diler, saygılarımı sunuyorum.
Selahattin Ali ARİK</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sayın Sakir Epözdemir’e,<br />
Söz konusu paragrafın orada yer alması bir yanlışlık sonucudur. Bu paragraf, Hüseyin Akar’ın 1998 yılında Pêrî Yayınları’nda yayınlanan “Dersim-Civarik, İki Uçlu Yaşam adlı kitabının 151-152 sayfalarından alınmıştır. Yani bu paragrafın kaynağı bu kitaptır. Bir yanlışlık sonucu o paragrafın dip notu unutulmuştur.<br />
Siz bu bilginin “bu bilgi bana ait  değildir.” demeniz benim için bilginin doğru olmadığı anlamına gelir. Bu benim için yeterlidir.<br />
Eğer kitabın ikinci baskısını yaparsak bu paragraf tamamen kitaptan kaldırılacaktır. Bu yanlışlıktan dolayı sizden ve War dergisinden özür diler, saygılarımı sunuyorum.<br />
Selahattin Ali ARİK</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>M. Naci KUTLAY/ DEVRİMCİ DOĞU KÜLTÜR OCAKLARI VE ÖNCESİ yazısına qedri zana..hünermend tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://www.kovarabir.com/m-naci-kutlay-devrimci-dogu-kultur-ocaklari-ve-oncesi/comment-page-1/#comment-2793</link>
		<dc:creator>qedri zana..hünermend</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Jan 2012 00:16:11 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.kovarabir.com/?p=2514#comment-2793</guid>
		<description>rez u silav  bi rez memostaye giran buha ü  bi rumet
min we roje di dünya tv de tü temase u gohdarkir ji ber weke min xwest rez ü silav u spasiyexwe pekesbikim
geleg spas le ez wek hünermendiki kürd dixwazim te li qada siyasete de bivinim ü denava  BDP de bivinim evji nerinamine carekinde silav u rez ..ez ne temasevane  DüNYA tv viyeme jiberkü qet bahsa servane azadiye can fedaye u zulma lü ser kurd u kürdistane nakin nabinin .jiber weke li dünya tv i gohdarnakim min tü dit  min le mezekir....kürt dibin qurbana din u ole ma din ol parameye ma din ü ol bime ketiye..bira xelk devletexwe cekin  u emji bi kuna din bigrin..awaye olperes münafik fethula gülen  serkaren devletine u heroji kürda dü küjin dindariyawan müslümantiyawan hüqase..dinawan serewan büxwe ger ew dineku  AKP ü fethüla münafixi lipene ez wi dini red dikim ez we mülümantiye red dikim..jimere berya her tisti nasname welat azadi pase din u ol cerekinde rez ü silav ü hürmer qedrizana@hotmail.ch</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>rez u silav  bi rez memostaye giran buha ü  bi rumet<br />
min we roje di dünya tv de tü temase u gohdarkir ji ber weke min xwest rez ü silav u spasiyexwe pekesbikim<br />
geleg spas le ez wek hünermendiki kürd dixwazim te li qada siyasete de bivinim ü denava  BDP de bivinim evji nerinamine carekinde silav u rez ..ez ne temasevane  DüNYA tv viyeme jiberkü qet bahsa servane azadiye can fedaye u zulma lü ser kurd u kürdistane nakin nabinin .jiber weke li dünya tv i gohdarnakim min tü dit  min le mezekir&#8230;.kürt dibin qurbana din u ole ma din ol parameye ma din ü ol bime ketiye..bira xelk devletexwe cekin  u emji bi kuna din bigrin..awaye olperes münafik fethula gülen  serkaren devletine u heroji kürda dü küjin dindariyawan müslümantiyawan hüqase..dinawan serewan büxwe ger ew dineku  AKP ü fethüla münafixi lipene ez wi dini red dikim ez we mülümantiye red dikim..jimere berya her tisti nasname welat azadi pase din u ol cerekinde rez ü silav ü hürmer <a href="mailto:qedrizana@hotmail.ch">qedrizana@hotmail.ch</a></p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Dr. Marif XEZNEDAR/ Bikurtî Mêjûyî Bîrî Neteweyî yazısına WAR Hejmar 14 : Kovarabir tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://www.kovarabir.com/dr-marif-xeznedar-bikurti-mejuyi-biri-neteweyi/comment-page-1/#comment-2785</link>
		<dc:creator>WAR Hejmar 14 : Kovarabir</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Jan 2012 11:42:53 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.kovarabir.com/?p=8607#comment-2785</guid>
		<description>[...] Dr. Marif XEZNEDAR [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] Dr. Marif XEZNEDAR [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Nezîrê CIBO/ Arap Çölü’nün Ortasında Küçük bir vaha yazısına Serdan tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://www.kovarabir.com/arap-colunun-ortasinda-kucuk-bir-vaha/comment-page-1/#comment-2775</link>
		<dc:creator>Serdan</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Jan 2012 18:32:40 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.kovarabir.com/?p=8540#comment-2775</guid>
		<description>Keké Nezir desté sax. Bi rasti nivisén te pir xweş tén xwendin u di herikin. Serkevtin ji tere di xwazim.

Lé ez dixwazim béjim ku Duhok li ber çavé te bu ye Paris.. Ez dibém te ya dilé xwe, ya ku tu layiki kurda dibini aniye ziman. Ne wisa ye gelo? Çim ki min ji Duhok ditiye lé ew tiştén ku tu dibéji min ne ditin. Slav u réz ji cenabé tere.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Keké Nezir desté sax. Bi rasti nivisén te pir xweş tén xwendin u di herikin. Serkevtin ji tere di xwazim.</p>
<p>Lé ez dixwazim béjim ku Duhok li ber çavé te bu ye Paris.. Ez dibém te ya dilé xwe, ya ku tu layiki kurda dibini aniye ziman. Ne wisa ye gelo? Çim ki min ji Duhok ditiye lé ew tiştén ku tu dibéji min ne ditin. Slav u réz ji cenabé tere.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>İsmail GÖLDAŞ/ Koçgiri’de iki Kişilik- II yazısına WAR Hejmar 2 : Kovarabir tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://www.kovarabir.com/ismail-goldas-kocgiride-iki-kisilik-ii/comment-page-1/#comment-2763</link>
		<dc:creator>WAR Hejmar 2 : Kovarabir</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Jan 2012 23:38:53 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.kovarabir.com/?p=8550#comment-2763</guid>
		<description>[...] İsmail GÖLDAŞ [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] İsmail GÖLDAŞ [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>

