Dr. Ömer ULUÇAY/ KÜRTÇE KUR’AN ÇEVİRİSİ
17 Şubat 2010 / Ji aliyê
Kovarabir ve
Di nav de, BÎR Hejmar 8, Giştî, Ömer ULUÇAY
Abdullah Varlı, medrese çıkışlı bir Kürt aydınıdır. Dini eğitim ve hizmeti yanında, Kürt kültürü ile de yakından ilgilenmiş, bu konudaki çalışmalarını da yayınlamaktadır. A. Varlı’nın asıl amacı Kur’an’ın Kürtçe Meali’ni yazmaktır. Bu fikrini dostlarına ve başka meslektaşlarına açmış, fakat destek görmemiş, bunun çok zor bir iş olduğu kendisine telkin edilmiştir. Ama A. Varlı yılmamış, bu yoldaki çalışmalarını sürdürmüş, sonuçta başka bir konağa varmıştır. A. Varlı’nın eğitim ve iş serüveni, onun bu noktaya varacağını göstermektedir. Bu nedenle A. Varlı’nın yaşam öyküsü, bize araştırmalarının varacağı merhaleyi göstermektedir. A.Varlı, Kur’an-ı Kerim ve Kürtçe Meali’ni tek cilt halinde yayınladı [ISBN:975-95829-0-2, Biçem dizgi, Cihan Ofset, Istanbul, 1994, 16x23,5cm, 604+33 (sıra no konulmamış) s. Kapağı tezhipli, yazılı ve ciltli. Hazırlayan (Amedekar): Abdullah Varlı]. Eserin başlığı üzerinde yaptığımız görüşmede, adının Arşa Quranê (Kur’an’ın Yüce Meali) ve Türkçe ismin Kürtçe çevirisinin de (Kur’an-ı Kerim ve Kürtçe Meali: Qur’an a Pîroz û Arşa Wê ya Bilind) olduğunda fikir birliğine vardık. A. Varlı, bu çalışmasını 14.2.1977 de tamamlamış ve eser 17 yıl sonra (1994) yayınlanıştır. Sonuçta eser, A. Varlı’nın bugünden 30 yıl önceki bilgilerine göre hazırlanmıştır. A. Varlı, eserin önsöz’ünde “armanca wergerandinê” (çeviriden amaç) demekte ve önsöz’ün sonunda da “çevirinin bitirilişi” demekte ve adı bulunmaktadır [dawiya wergerandinê, Trabzon Maçka 14.2.1977 Abdullah Memed kurê Mehmed Hoko Xanî, (s.604)]. Burada istenen, A. Varlı’nın başlıkta Meal denmesine karşın, önsöz’de “çeviri” ve yaptığım görüşmede de “meal” yerine “çeviri” demesinde ısrarlı olduğunu vurgulamaktır. Kur’an çevirisine karşı yapılan tartışmalar kendisine anımsatılınca, Türkiye’de birçok Kur’an çevirisinin bulunduğunu belirtmiştir. Nitekim A. Varlı gibi Mele Muhammed Garsî Farqînî (Mehmed Demirdağ); hazırladığı Kürtçe Kur’an Meali [Meala Firûz Şerha Qur’an’a Pîroz, Nûbihar yayını, Istanbul, Tek cilt, 2003, Erkan Mat, 606+Xs, ciltli, kapağı tezhipli, 16x23,5 cm, Latini Kurdî Alfabe (C.A.Bedirxan) ile yazılı] çalışmasında önsöz’de “Rê û rêbaza min di wergerandinê de” (çeviride yol ve ilkelerim) diyerek “çeviri”ye vurgu yapmaktadır. A. Varlı Kur’an Meali’nde, eserin sonundaki sayfalara sıra no koymamıştır (33s.). Ilk iki sayfa tezhipli ve diğer sayfalar normal basımlıdır. Sayfanın orta yerinde; çerçeve içinde, standart (Arabî) Kur’an metni (8,5x5cm), sağ yanında Arabî-Kurdî ve sol yanda da Latînî-Kurdî harflerle Kürtçe Meali (çeviri) yer almaktadır. Farklı alfabelerdeki metin denk getirilmiştir. Kitap Arapça yazıma/okunuşa göre (sağdan sola, sondan başa) tertiplenmiştir. Arabî-Kurdî ve Latînî-Kurdî metinler arasındaki bazı farkların, Arabî yazının bilgisayara geçirilmesi sırasında olduğu anlaşılmaktadır. A. Varlı, Türkiye’de ilk defa kendisi tarafından yapılmış Arabî-Latînî harfli Kürtçe Kur’an Meali çalışmasını, incelenmek üzere Diyanet Başkanlığına ve Din Işleri Başkanlığına dilekçe ile vermesine karşın, başvuruları reddedilmiştir. Daha sonra A.Varlı, eseri Cumhur-başkanı Süleyman Demirel’e sunmak üzere geniş katılımlı bir heyetle gitmek istemiş, bir seri serüvenle karşılaşmış, sonunda eser Cumhurbaşkanına sunulmuş ve basında yer almıştır. Bu arada Kürtçe Kur’an Meali dünyanın her tarafına dağılmış, farklı yörelerden takdir ve tenkitler gelmiştir. A. Varlı, Kur’an’ın Kürtçe çevirisi- nin önsöz’ünde, bunu yapabilmek için yaptığı çalışmaları anlatmakta ve oku- duğu, incelediği eserlerin listesini vermektedir. Medrese’de öğrenci (suxte) iken, Melle’ler Arapça Kur’an okur; Kürtçe tefsir ederek anlatırlarmış. A.Varlı, aslında uzmanlık sahasında olan Kur’an tetkikleri hakkında önemli bir sunum yapmaktadır ki bunlar, Kürt dili açısından da önemlidir. Eliyê Sindî; Bayazit Bistami ile görüşmüş, müslüman olmuş, ondan Arapça namaz dualarını öğrenmiş ve onları, Kürtçe’ye çevirmiş, ancak elde çeviri metni yokmuş. Sindî de Bistamî’ye, tasavvufun ilkelerini öğretmiş. Mele Muhammed Goyî, Kürtçe Kur’an Tefsiri yapmış (1920) ancak yayınlanmamıştır. Hacî Qadirê Goyî, birkaç sure’yi Kürtçe’ye çevirmiştir, ancak A. Varlı bunları görmemiştir. Bedirxan’ların birkaç Cüz’ü Kürtçe’ye çevirdiklerini ve onları görmediğini de yazmaktadır (K.A.Bedirxan: Tefsira Quranê, Hawar, No.27-57, 1934) Meal çalışmasını yapmak için A.Varlı; yoğun ve sistemli okumalar yapmıştır: Melayê Cizîrî, Baba Tahir, Salim, Kurdî, Şêx Rıza, Ali Berde, Hicrî, Ahî, Arif, Mewlewî, Emin Muhammed Ağa, Feyzî, Hesen, Zîver, Muhammed Xalis, Abdullah Hesen divanları; Mele Xelîlê Siirtî’nin mevlûdû ve Tecwîsî ile Nehcül Enam’ını; Ahmedê Xanî’nin Nûbihar, Mem û Zîn, Nehcil Enam, Hespê Reş, Seyfil Mulûk û Sed el Mûlûl’ü; Siyapoş’un Yûsif û Zelêxa öyküsü; Suweydî’nin Leyla û Mecnûn’u, Yusuf Zîya’nın Hidayet el Hemidîye fi Luget el Kurdîyesi… A.Varlı bu okumalarında; Kürtçe sözcük derlemleri yapmış ve çeviri-sinde bunları kullanmıştır. Ayrıca, kırsal ve şehir toplantılarında yaşlıların kullandıkları Kürtçe sözcükleri, dengbêjlerin söylediklerinden yaptığı sözcük derlemeleri ile önemli bir kaynağa, birikime ulaşmıştır. Bunları, sonraki çalışmalarında kullanmakta ve özellikle Kürt dili ile ilgilenmektedir. Kur’an Meali’ndeki Kürtçe anlatı- mının, zor anlaşıldığını ve fakat sonraki eserlerindeki Kürtçe’nin daha rahat okunduğunu söylediğim zaman cevaben bunun doğal ve “otuz yıllık bir çalışmanın sonucu olduğunu” söylemektedir. Hem de öyledir… Dil canlıdır ve dönemini yaşar. A. Varlı da, eski dönemlerin Kürtçe sözcükleriyle Kur’an Meali’ni yazdı. Fakat eser; sözcükler eski/yabancı olduğu ve bunlar için yeterli bir sözlük konulmadığı, bu sözcüklerle yazılmış bir metin bulunmadığı için; onları öğrenmek de mümkün olmadığından, beklenen/umulan ilgiye ulaşmamış görünmektedir. Ancak, bu çevirinin bir ilk olması, bu sonucu zaruri kılmış ve A. Varlı Kürtçe dil hazinesini gün ışığına çıkarmakta ısrarlı ve gayretli olmuştur. Aradan geçen zaman, yayınladığı eserler, onun haklı ve isabetli olduğunu göstermektedir. Ayrıca, eserde sıralı, alfabetik bir indeksin olmayışı da yararlanmayı kısıtlamaktadır. En önemlisi, Ayet’lerin meal (çeviri) lerinin bir uzman heyet tarafından tetkiki ve onayı bence zorunlu görünmektedir. Kur’an gibi kutsal bir kitap deneme çevirilerle basılıp dağıtılmamalıdır. Ancak böyle bir kurul bulunmadığından, iş başa düşmüş, iyisini yapmağa gayret etmiştir. Böylece de öncü bir rol da üstlenmiştir. Bilindiği gibi her şeyin ilki zordur… Din kitaplarının halkın diliyle yazılması, dili standardize etmekte ve korumaktadır. Bu amaçla din kitaplarının Kürtçe’ye çevirisi çok önemli ve gereklidir. A. Varlı; Kitab-ı Mukaddes’in bazı bölümlerini de Kürtçe’ye çevirmiştir. Yurt içi/dışı birçok dilbilimci’nin sorularına da cevap vermektedir. Iki asır öncesine ait, Ermeni alfabesiyle yazıl- mış Kürtçe Kur’an çevirisinin bulunduğunu bildirmektedir. A. Varlı’nın Kur’an-ı Kerim ve Kürtçe Meali’nde Latînî-Kurdî alfabeyi C. A. Bedirxan’ın tesbitleri üzerine kullandığı ve fakat bazı ilaveler yaptığı ve bu konuyu başka yazılarında tartıştığı görülmektedir. Nitekim A. Varlı, bu uzun metinde C. A. Bedirxan’ın Latînî- Kurdî alfabesinde birkaç istisna yapmıştır: ğ harfini [Bağışker (s.5/no.57)] eklemiş ve ê ile é yi kullanmış ve paşê – erê (s.12/84), pêşgotin demiştir. Abdullah Varlı, hazırladığı Kur’an-ı Kerim ve Kürtçe Meali/ Quran a Pîroz û Arşa Wê ya Bilind adlı Kur’anın Kürtçe çevirisini onaylamak ve izin verilmek üzere Diyanet Işleri Başkanlığı Din Işleri Yüksek Kurulu Başkanlığına (08.8.1994) vermiş ve kabul edilmediğinden geri almıştır (26.8.1994). Bundan sonra A. Varlı eseri Diyanet Işleri Başkanlığı Mushaflar Inceleme Kurulu Başkanlığı’na vermiş (12.9.1994) ve buradan da olumsuz cevap verildiğinden Metin ve Meal’i geri almıştır (26.9.1994). Bundan sonraki süreci, basından (www) özetle izleyelim (Milliyet, 06.12.1994): “Şam Üniversitesi Islam Hukuku Bölümü mezunu Abdullah Varlı, Diyanet Işleri Başkanlığı’nın red ettiği Kürtçe Kur’anı Kerim’i Cumhur- başkanı Süleyman Demirel’e sundu.” Kürtçe Kur’an hakında, Yalçın Peşken şöyle yazmaktadır (Akşam, 29.9.2002): “Anadilde ibadet konusunda önemli bir adım atan Diyanet Işleri Başkanlığı, Kuran’ın Kürtçe mealine izin verdi. Doğu ve Güneydoğu’daki imamlar, cemaatine Kürtçe vaaz verebilecek. AB’ye uyum yasaları kapsamında Kürtçe kurs ve Kürtçe TV için hazırlıklar sürdürülürken, Diyanet Işleri Başkanlığı anadilde ibadet konusunda önemli bir adım attı. Diyanet, Kuran-ı Kerim’in Kürtçe Meali’ne izin verdi. Diyanet Işleri Başkanlığı, 18 Mayıs 2002 tarihinde Istanbul’da yapılan Güncel Dini Meseleler Istişare Toplantısı’nın sonuç bildirgesine dayanarak anadilde ibadete izin verdi. Diyanet’in resmi internet sitesinde de yayınlanan bildiride, sure ve ayetlerin Arapça okunacağı ancak meal ve yorumlarının anadilde yapılabileceği belirtildi. Bu çerçevede Kürtçe Kuran-ı Kerim’e de izin verildi. Bölgelerdeki illerde görev yapan din görevlilerine gerekli görüldüğü takdirde Kürtçe meal ve yorumlarda bulunma izni veren Diyanet, Kuran-ı Kerim’in Kürtçe mealini hazırlama konusunda da harekete geçti”. “Kürtçe Kur’an vizesi çıktı” başlığı altında Radikal gazetesinde şu haber yer almaktadır (04.10.2003):”Din Işleri Yüksek Kurulu, Kuran’ın Kürtçeye çevrilmesinin ‘Islam’ın siyasallaştırılması’ anlamına gelmeyeceğini belirtti. Diyanet Işleri Başkanlığı Din Işleri Yüksek Kurulu, Kürtçe Kuran’a vize verdi. Konuyla ilgili olarak yöneltilen soruları yanıtlayan Din Işleri Yüksek Kurulu, ‘Kuran-ı Kerim’in anlaşılmak üzere indirilmiş ilahi bir kitap olduğunu’ vurguladı, “Bu bakımdan Kuran-ı Kerim’in herhangi bir dile çevirisinin yapılması doğaldır” görüşünü dile getirdi. Kurul, ‘Kuran’ın tercümesinin doğru biçimde yapılması ve metinde yer almayan ilave bilgi ve yorumların Kuran meali gibi sunulmamasının’ önemine de işaret ederek, Kuran’ın Kürtçe ya da herhangi bir başka dile çevrilmesinin ‘Islam’ın siyasallaştırılması’ anlamına gelmeyeceğini vurguladı.” Yine Radikal gazetesinde konu ile ilgili olarak şu haber yayınlanmıştır (Adnan Keskin, 10.07.2003): “Imamlar, “AB’ye biz de uyalım, halkın kullandığı Kürtçe ve diğer dillerde vaaz verebilelim, cemaat kendi anadilinde dini bilgileri öğrenebilsin” çağrısı yaptı. Diyanet ve Vakıf Emekçileri Sendikası (DIVES) Genel Başkanı Imam Ali Rıza Ekinci, cemaatten bu yönde talepler geldiğini belirtti. Ekinci, “Insanların kendi dillerinde dini bilgileri alması Kuran-ı Kerim’in Hücurat süresi ve Peygamber Efendimizin uygulamalarına da uyumlu olacaktır. Kürtçe, Lazca gibi dillerde Kuran-ı Kerim çevirileri kullanılabilir” dedi. Hiçbir millet diğerine üstün değil: Hücurat suresindeki bir ayette Allah; ‘Biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık, sonra kabilelere ve milletlere ayırdık ki birbirinizi daha iyi tanıyasınız diye. Üstünlük sadece takva (Allah korkusu) iledir’ buyurmaktadır. Ayette de zikredildiği gibi, hiçbir milletin diğerine üstünlüğü olmadığı gibi hiçbir dilin de başka dile üstünlüğü yoktur. Bu nedenle herkes dilinde eğitim alabilmeli, ibadetini yapabilmeli. Önerimin amacı din ve inanç özgürlüğünün dil özgürlüğüyle ilişkisine dikkat çekmek. Türkçe meal dışındaki dillerde Kuran-ı Kerim meselesi Diyanet’çe henüz gündeme alınmamakla birlikte, bir süre önce dönemin Cumhur- başkanı Süleyman Demirel’e Abdullah Varlı tarafından yapılan Kürtçe çeviri sunulmuştu. Avrupa dâhil çoğu ülkede insanların kendi dillerinde kutsal kitapları kullanması gayet normal karşılandığı da bilinmelidir. Ayrıca, geçen yıl o zamanın Diyanet Işleri Başkanı M.Nuri Yılmaz’ın da Kürtçe Kuran basılabileceği sözleri bazı gazetelerde yer almıştı”. Ayrıca Diyarbakır’da bir ilke imza atıldı. Ramazan etkinlikleri kapsamında düzenlenen gecede, aynı anda 2 bin 500 kişi iftar açtıktan sonra Kürtçe ve Türkçe sunumlar yapıldı. Kürtçe mevlit, ilk kez halka açık bir mekânda okundu ve mevlidin Türkçe açıklaması yapıldı (S. Çoban, S Aydın, Akşam, 14/10/2006). A. Varlı’nın Kürtçe Kur’an Meali’nin red edilmesinin (1994) üzerinden yaklaşık on yıl geçtikten sonra, Diyanet’in Kürtçe Kur’an’a, imamın cemaata Kürtçe vaazına ve toplu halde Kürtçe Mevlut okunmasına izin verdiği görülmektedir. Ancak bir grup din görevlisinin Kürtçe şiir okuyarak yaptıkları bir bant/CD nedeniyle Diyarbakır’da birkaç gün önce yargılandıkları da bilinmektedir.
***
Nubihar dergisinde A.Varlı’nın hazırladığı bu Kürtçe Kur’an Meali üzerine tartışmalar yapılmıştır. Böylece tartışma kültürü de, yaşama biçimini yansıtmıştır. Görüşler uçlardadır: Iyi veya kötü, hain veya kahraman, itaat veya isyan, methetmek veya zem etmek, dost veya düşman şeklinde olmakta; objeden, metinden ziyade şahsın kendisi veya üslubu söz konusu edilmektedir. Oysaki tartışmak/eleştirmek; bir gerçeği ortaya çıkarmak, doğruyu ve yanlışı göstermek, tamamlamak ve rehberlik içindir. Bu genel anımsatmadan sonra, Newzat Nurullah’ın ‘Kutsal Kur’an Meali Hakkında’ ki yazısını özetlemek yerinde olacaktır (Derheqê Meala Qurana Pîroz, Nûbihar, 1996, 47.20-21): “Kur’an anlaşılmak içindir ve bu amaçla Kürtçe’ye çevrilmesi iyi olmuştur. Abdullah Varlı’yı bu gayret ve emeği için kutluyorum. Ama Abdullah Varlı; belirsiz, din lezzetinden uzak, yapma, bilinmeyen, garip bir dil ile yazmıştır.” (s.20). Böyle bir çeviri, okuyucuyu dilinden ve kültüründen soğutur, uzaklaştırır. Ben Allah’ın lütfuyla Kürtçe okuma/ yazmayı biliyorum. Ama ben dahi bu Kürtçe Kur’an çevirisinden %1 oranında ancak anlıyorum, ya diğer halk ne yapsın? Saflaştırma (sadeleştirme) adına yapılan böyle çevirilerde işin tadı kaçar. ‘Delil’ daha açık olmalı ve ‘iddia’yı açıklamalıdır, yoksa bir şey anlaşılmaz (s.21).” Her ilmin kendisine göre ıstılahları (deyim ve terkipleri) vardır. Islam’da da böyledir. Ama A. Varlı böyle yapmamış, Sure ve Ayet isimlerini de çevirmiştir. Allah ve Xwedê yerine Yezdan demektedir. Bakara Suresi’nin adını çevirerek “Fêrkera Çêlekê” (Inek suresi) demiştir.” (s.21) Newzat Nurullah, çeviri hakkında düşüncesini açıklamanın yanında, öznel davranarak bazı değerlendirmelerde bulunmaktadır. Amaç metnin iyi anlaşılmadığını söylemekte ve fakat gönlünce bir örnek sunmamaktadır. Bu yoğunlukta Kürtçe bir metni yazan bir şahsın, “ancak %1’ini anladım” demesi inandırıcı gelmemektedir. A. Varlı’nın hazırladığı Kürtçe Kur’an Meali kitabının kapak resminin yer aldığı N. Nurullah’ın bu yazısı yankı uyandırdı. Abdullah Varlı, bu yazıya cevap verdi (Berêz Kovara Nûbihar, Nûbihar, 49:7-9,1996). Dil ile inanç arasındaki sıkı ilgiye ve öneme dikkat çekerek, Ayetleri delil göstererek, konuya açıklık getirmektedir: 1-”Adem’e her şeyin adını öğreten Yezdan’dır. Yer ve gök ile insanların farklı dil ve renklerde yaratılması Yezdan’ın hikmetleri (ayetleri)dir. Bu dillerin kaybolmasına neden olmak büyük (kebair) günahtır.” (s.7) 2-”Çeviri için kendimden tek bir söz dahi yazmadım; Behdini, Zaza, Soran, Hewrami, Gori, Lori, Gori lehçelerin- den aldım. Tarihte Kürtçe, kemale ermiş ve eserler vermiştir, uygarlık dili olmuştur. Ancak siyasal/ yönetsel karışıklıklar Kürtçe’yi aşiret ve birey dili durumuna getirmiştir.” (s.8) 3-”Arkadaş! Eleştirini yerinde gör- medim. Sure isimleri, Kur’an metni değildir, derleme sırasında konulmuştur, bunun çevirisi bir hata, bir kusur sayılmaz.” (s.9)
***
Zeynelabidin Zınar, Newzad Nurullah ile Abdullah Varlı (Evdile Warlî)’yı tanımadığı halde tartışmaya katılmaktadır (Bêxwêtiya rexneya Newzad Nurullah a di warê şîroveya Qurana bi kurdî de, Nûbihar, 50.11-13,1996): Z. Zınar, N. Nurullah’ın makalesi- nin başlığını ve isminin imlasını eleştirerek düzeltmektedir. Her dilde yabancı sözcüklerin bulunduğuna işaret ederek ve eğer Arapça sözcükler kullanacaksa onu çevirmeğe ve tefsire gerek kalmadığını belirtmektedir (özetle): 1-”Abdullah Varlı, 638 sayfalık bir çeviri yapmış ve Latînî, Arabî Kürtçe harflerle yazmıştır. Bu kolay bir iş değildir. Ya N. Nurullah, A. Varlı’dan fazla ne yapmıştır?” (s.13) 2-”Her dilde olduğu gibi, Kürtçe’de de ilah için birçok sözcük vardır: Xweda, Yezdan, Çelebî, Mîrze, Ahûra Mazda…” Newzat Nurullah, bu tartışmalardan sonra ikinci bir yazı ile konuyu noktalamkta (Çend gotin li ser bersiva Mela Abdullah Varlı, Nûbihar, 1996 / 1997, 51/52: 11-13) ve eleştiri hak- kındaki düşüncesini şöyle açıklamaktadır: “Bilindiği gibi eleştirinin nedeni, şefkat veya nefrettir. Yani ya sevdiğinden, ya da nefret ettiğinden eleştirir. Ben yemin ederim ki, Kürtçe Meal hakkında severek ve dostça duygularla yazmıştım. Ama şimdi anlıyorum ki, üslubum çok sert olmuştur. Kendimce noksan gördüklerimi belirtmiştim. Bu da benim eleştirimin eksiğidir. (s.11) “Bundan böyle birçok Kürtçe Meal’lerin yazılmasını ve bu boşluğun doldurulmasını istiyorum.”(s.13) demektedir. Alimler, kamiller ve özellikle de din alimleri; toplumu iyiye, güzele ve doğruya davet ettikleri gibi, eleştiride de bunu yapmalı ve örnek tavırlar/ duruşlar sergilemek durumundadılar. N. Nurullah’ın bu samimi itirafları saygındır ve önemli bir noktaya işaretle vurgu yamaktadır. Abdullah Varlı, Zimanê Kurdî û Welgerandina Gobîdeyêd Pîroz (Kürt dili ve Kur’an çevirisi) adlı makalesinde, Kürtçe’nin zenginliği ile yaptığı Kur’an çevirisi üzerinde durarak; “Allah ömür verirse Kur’an’ın Kürtçe çevirisindeki yabancı sözcükleri de ayıklayarak sade bir dil ile ikinci baskısını yapacağım” demektedir.” (s.11). Ayrıca, Arabî alfabe ile “Allah” lafzını / yazısının rumuzunu yorumlayarak, harflere mana vermekte ve “Hê nin kafa, L’ların ve l’nin kol ve bacaklar olduğunu söyleyerek ehline, “Allah” ism-i şerifinde, “insan”ı tanımlamaktadır.”(s.10, Nûbihar, sayı:90, 2003, r.10-11) Mela Muhyeddîn Pencînarî, Kur’an Meali Hakkında adlı yazısında (Derbarê Meala Qur’ana Pîroz de, Nubîhar, Hejmar:90,2003,r.31-38), A. Varlı’nın yaptığı Kur’an çevirisi hakkında şunları yazmaktadır: “Son yıllarda birkaç Kürt Mele, Kur’an çevirisine başlamış bulunmaktadır. Bunlardan birincisi Mele Ebdullahê Erdîşî (Abdullah Varlı)’dır. O, bu çalışmasını tamamlamış (1961-1977) ve yayınlamıştır (basımı (1994). Ben de 1984 yılında Kur’an’ı anadilimde (Kürtçe) çevirip/yazmak için kaleme sarıldım ve A. Varlı’dan haberim yoktu. Sonra haberdar oldum ve çalışmama devam ile onu tamamladım.(2000) Seyda’nın çevirisi sert ve anlaşılması zordur.” (s.36). M. Xalid Sadınî ‘Kutsal Kur’an ve Kürtçe Meali’ adlı yazısında (Qur’ana Pîroz û Meala Kurdî, Nubihar, Hejmar:90,2003,r.41-47); “kim ki iyi Arapça ve Kürtçe bilirse Kur’an’ı çevirebilir. Ancak Abdullah Varlı’nin Meal’inde, Kürtçesinde eksik, yanlış ve karışıklık vardır, düzeltilmesi gerek- lidir” demektedir. Muhsîn Cıwamêr ‘Başlangıçtan Bugüne Kürtçe Kur’an Meali ve Tefsiri’ adlı uzun ve kapsamlı çalışmasında (Ji Destpêkê Heya Îro Tefsir û Mealên Kurdî, Nubihar, Hejmar: 90, 2003, r. 48-62) A.Varlı’nın Kürtçe Kur’an çevirisini teknik ve içerik bakımından incele-yerek şöyle demektedir:
1-”A.Varlı; Kur’an’ın anlam çevirisini Latînî ve Arabî alfabe ile yazmıştır. Varlı’nın Kürtçesi modern Kürtçe değildir ve anlaşılması zordur. Ama Latînî yazımın, Arabî harfle yazmaktan kolay olduğu görülmektedir. Latînî’de harf tek tip olup başta-ortada-sonda hep aynı yazılmaktadır, kolaylıktır”. 2-”Sure ismini Kürtçeye çevirmiş, fakat yanında asıl adını da yazmıştır. Metinde parantez açmıştır. Selefi yöntemle tevil yapmaktadır”. 3-”Anlam çevirisine ağırlık vererek yeni bir şey getirmektedir. Kullan- dığı farklı sözcükler için bir sözlük eklemiştir. Noktalama (. , ; ?) yapmıştır. 4-”Tefsir ettiği ayetleri farklı dizmiştir. Kur’an’ın asıl metni küçük dizilmiş ve bu nedenle ayet sayıları okunmuyor”. 5-”Ellah” ismi için, O’nun şanına uygun düşmeyen isimler kullanmaktadır: Örneğin “Yezdan”. Doğrusu “Xweda” demeliydi.” 6-”Bunlara rağmen bu çeviri Türkiye Kürtleri için hayırlı ve bereketli bir iştir. Ancak söz ve deyimler eski olup okuyucunun ulaşmasını zora sokmaktadır.” “Her şeye rağmen; yağmurun başı bir damla ve sonu da sel’dir inşallah”
M.Cıwamêr, Kürtçe Kur’an Mealleri ile Tefsirleri hakkında ayrıntılı iki liste sunmaktadır: Kürtçe Kur’an Mealleri: 1. Qur’ana Pîroz û Arşa weya Bilind: Abdullah Varlı 2. Qur’ana Pîroz û Meala wê: Mele Husên Gercûsî 3.Meala Qur’anê: Mele Abdurrahman Uçaman 4. Meala Qur’anê: M.A. Keskin / Wanî
Kur’an’ın Kürtçe Tefsirleri 1. Tefsîra Gulbijêr: Şêx Mehmûd Hacî Ehmedî. 2.Maneya Qur’ana Pîroz: Şêx Muhammed Ibrahim Salihî. 3. Maneya Qur’anê: Seydayê Hejar (Hejar Mukrîyanî). 4. Tefsira Nami: Şêx Ebdulkerîm Muderrîs. 5. Tefsîra Şêx Zahid Mamosta. 6.Tefsîra Mela Osmanê Kurê Ebduleziz (1920-1998). 7.Tefsîra Şêx Muhammed Xal (1904-1965) 8.Tefsîra Mela Huseyn Şêx Se’di (1883-1983). 9.Tefsîra Mela Muhammedê Koyî (1881-1943). 10.Tefsîra Kâmuran Bedirxan (1895-1978). 11. Tefsîre Rewan: Mela Mehmûd Kelalî. 12.Wergerane Qur’an: Şêx Muhammed Salihê Ibrahimi. 13.Tefsire Asan: Seydayê Burhanuddin Eminî. 14.Qur’ana Piroz Seydaye Nizameddin Ebdulhemid. 15. Tefsîra Şirîn. 16. Tefsîra M. Husênê Marunisi / Li K. Başûr 17. Tefsîra Şêx Osmanê Helebçeyî. Burada belirtilenlerden başka da Kürtçe Kur’an Tefsir ve Meallerinin bulunduğunu da biliyorum. Ayrıca ulaşacak başka verilerle, yeni hazırlıkları da duyurmak yararlı ve zevkli olacaktır. Nûbihar, Istanbulda, yılda dört sayı (bir cilt), Kürtçe, din, folklor, dil, sanat, edebiyat ve kültür konularında yayın yapan, 100. sayısına (10 cilt) ulaşmış bir dergidir. Basım tekniği ve içeriği, hizmeti bakımından bu dergi, ayrıca incelenmeği ve tanıtılmayı gerektirmektedir. Bu derginin her sayısı bir dosyayı içermekte ve önemli konuları işlemektedir, 90. sayısı Kur’an Mealleri’ne ayrıl-mıştır (Istanbul, 2003 Hejmar: 90,96s). Bu sayıda Kur’an hakkında 11 yazı yer almaktadır (s.5-66): Süleyman Çevik, sunum yazısında; Kürtlerin Arap’lardan sonra Müslüman olan ikinci kavim olduğunu, ancak Kürtçe yazılmış dini yayınların yok denecek derecede olmasına hayıflanmakta, Kürt’lerin başka dillerde eserler verdiklerine ve dolayısıyla bu tutarsızlığa dikkat çekerek Kürtçe Meal’ler beklemektedir. (s.5-6) Ali Karadeniz; Kur’anı anlamaya, kutsal metne, insan şuuruna dikkat çekmektedir (s.7-9). Muhammed Bêrkevanî, Kur’an’ın anlam çevirisi üzerinde durarak farklı unsurları anlatmaktadır (s.12-24):
“Kürtler islamiyete büyük hizmet- lerde bulundukları bu uğurda can-baş verdikleri halde, maalesef Kürtçe yeterli sayıda dini eser vermemişlerdir. Oysaki Kur’an; anlaşılmak içindir, inanan ve inanmayan içindir, her kavim ve her dil içindir, herkesin anlaması içindir. Kur’an yüce anlamı itibariyle, dini, siyasi, sosyal, ekono- mik, tarihi, edebi, vb. konularda incelenip, çevrilmesi ve yorumlanmalıdır. Böylece diller de gelişir, olgunlaşır, standardize olur. Bu çalışmalar Kürtçe de azdır.”
M. Bêrkevanî; bu arada dini ve tasavvufi kavramları açıklamaktadır: Imam, iyi amel, takva, hidayet, ihsan, ıslah, yakin, sabır, şükür, havf ve reca, ihlas, kibir, sadakat, adalet, sınır, emanet, ahd, hikmet, israf, marifet, nifak, muhkem ve müteşabih, dua, temizlik, tevekkül, akıl, ilim, ümmet, zikr, arş ve istiva, helal ve haram, ibadet ve bir de bunlara ek olarak Esma-ul Hüsna… Mela Suleyman Şoreş, Kutsal Kur’an’ın Çevirisi üzerine adlı yazısında (s.25-30): Kur’an’ın yüce anlamı üzerinde o derece titiz durmaktadır ki, yanlış veya eksik-fazla yapmaktansa, hiç yapmamış olmayı önermektedir. Ama Kur’an anlaşılmak içindir. Ayrı diller, eşit ağırlık ve zenginlikte değildir. Ayrıca diller için bilinen bir handikap vardır: Kırsal kesimin lisanı Kur’an’ı çevirmeye yeterli değildir. Âlimlerin, kurumların dili de farklıdır, yapılır, yaratılır, sözcük karşılanır, ama halk anlamaz, bilmez. Öyle ise halkın anlayacağı bir dil ile çeviri yapılmalıdır. Her sözcük, deyim, cümle, sure, ayet defalarca, her sözcüğün en geniş anlamıyla değerlendirilmelidir. Mela Muhyeddin Pencînarî, Kutsal Kur’an Meali Hakkında (s.31-38) adlı yazısında; Kur’an hakkında genel bilgi, inziva, vahy ve onun yazılması ile derlenmesi, Kur’an’ın tüm insanlara olan mesajı, insanlığa öğütleri, Meal şeklinde çeviri, çevirideki zorluklar anlatılıyor. Kenan Paşa’nın Kürtçe’yi yasa ile yasaklamasının ardından (1984) M.M. Pencînarî Kur’an’ı Kürtçe’ye çevirmeğe başlamış. Kürtçe dili başlangıçta yeterli olduğu halde sonraki Sure’ lerde, uzun bir Ayet gelince zorlanmış, dört saat kadar uğraşmış ve olmamış. Bunun üzerine hiddetlenerek Kürt Islam âlimlerine bir örnek sunmadıkları için beddua etmiş. Bir süre sonra Saidi Nursi kendisine konuk gelmiş ve cesaretlenmiş. Sonunda Kur’an’ın Kürtçe çevirisini tamamlamıştır (2000). M. Muhammed Garsî Ferqinî, saygın ve güçlü bir Meal’e gereksinim (s.39-40) adlı yazısında; tercüme, şerh, meal farklarına işaret etmekte ve Kur’an çevirisini de 2002 yılında tamamladığını bildirmektedir.” (Meala Firoz Qur’an’a Pîroz, Nûbihar, 2003, Erkam Mat. Istanbul, 605xıx r) M. Xalid Sadinî, Kutsal Kur’an ve Kürtçe Meali adlı çalışmasında (s.41-47); çeviri ve meal konusunu işlemektedir. Selman-ı Farisi’nin Fatiha Suresi’ni, Farsça’ya çevirerek okuduğuna ve Hz. Peygamber’in bunu teşvik ettiğine, Kur’an’da Tevrat ve Incil’den Arapça’ya çeviriler bulunduğuna işaret etmektedir. Nizamudîn Ebdulhemîd, birkaç Kürtçe Kur’an Çevirisi adlı yazısında/ sunumunda konu ile ilgili görüşlerini dile getirerek bazı tefsirleri tanıtmaktadır. (Çend tefsîren kurdî yên Qur’ana Pîroz (Arapçadan çeviri: Abdurrahman Cudi), Nûbihar, 75/76:13-15, 1999): Erbil’den Mela Abdullahê Çelebî Tefsiri, Süleymaniye’den Şêx Muhammed Xal’ın Tefsiri, Halepçe’den Şêx Osman’ın Tefsiri, Erbil’den birinin Tefsiri, Muhammed Salih Ibrahimi’nin çevirisi ile kendi Tefsirinden ve yönteminden bahsetmektedir. M. Hemîdullah; Kur’an’ın çeviri tarihi hakkında bilgiler vermektedir: Kur’an, Latince’ye (1141), Italyancaya (1513), Almancaya (1616), Fransızcaya (1647) ve bundan sonra da hemen her dile çevrilmiştir. Yukarıda belirtilen Kürtçe Kur’an Meal’lerine de işaret edilmiştir (s.47). ‘Dinin kültürü’ ve ‘kültürde din’ konuları ve sonuçları bakımından Kitab-ı Mukaddes’in, Aramca’dan; Yunanca’ya, Latince’ye, Almanca, Italyanca ve Fransızca’ya vb. çevrilmesi ve bazılarının ibadet dili olması; bu dilleri standartlaştırmış, geliştirmiş ve etkin kılmıştır. Kürtler de diğer kavimler gibi dindardırlar ve ibadetlerine sadık ve samimidirler. Dinlerini öğrenmiş ve öğretmişlerdir. Ancak eserlerini Arapça, Farsça, Osmanlıca yazmış ve cemaata Kürtçe olarak anlatmışlardır. Bu nedenle Kürtçe, halk söyleminde kalmış, gelişme ve standardizasyon olmamıştır. Dengbêj dilinde, sofilerin ilahilerinde özünü gücünü korumaya çalışan Kürtçe, artık yorgun ve bahara göre, sonbaharda çıplaktır. Bu ağacın gür halini ve ürününü bilenler mutlu ve gayretlidir. Öyle ise; su ve biraz daha su… Işık ve biraz daha ışık… Gayret kul’dan Tevfik Allah’tan.
10.07.2007
Derbarê 









BÎR Hejmar 8 | Kovarabir on Çar, 17th Şub 2010 15:37
[...] Dr. Ömer ULUÇAY Kürtçe Kur’an Çevirisi [...]
hıseyn on Sal, 2nd Mar 2010 18:04
danu standına ser fıkru ramane kurane