Bedirhan Bey, 1836-1847 döneminde Kürdistan’ın Botan merkezli geniş bir bölgesinin beyidir. Bu süre içinde bölgede güçlü bir otorite haline gelir, 1847’de Osmanlı Devleti’ne başkaldırıp bir ayaklanmayı yönetir. Kısa süre içinde geniş bir alana yayılsa da ayaklanma çok geçmeden Osmanlı Ordusu tarafından bastırılır, Bedirhan Bey ve ailesi yakalanıp İstanbul’a götürülür, oradan Girit adasına sürgün edilir.

Yezdanşêr Bey, Bedirhan Bey’in amcazadesinin oğludur. 1847 ayaklanmasının Osmanlı ordusu tarafından bastırılmasından sonra Bedirhan Bey’in yerini alarak aynı bölgeyi yönetir. (Yezdanşêr’in adı Osmanlı belgelerinde genellikle İzzeddinşir biçiminde geçer.)

Bu yazıda, özetle Yezdanşêr’in 1847 ayaklanması sırasındaki tavrı, çabası ve sonrası üzerinde durmak istiyorum. Hemen belirtmek gerekir ki akraba olmalarına rağmen bu ayaklanmadan önce Bedirhan Bey ile Yezdanşêr’in arası iyi değildir. Bunun en önemli nedeni, Yezdanşêr’in babası Sêvdîn (Seyfeddin) Bey’in yerini önce Bedirhan’ın ağabeyi Salih’in, sonra Bedirhan’ın almasıdır.

Bedirhan Bey’in 1847’de ayaklanmadan önce, birkaç kere Osmanlı ordusunu desteklediği biliniyor. Örneğin 1839'da Kavalalı Mehmet Ali’nin oğlu İbrahim’in ordusu ile Osmanlılar arasında Nizip yakınlarında yapılan savaş sırasında, büyük bir askeri güçle Osmanlıların yardımına gider ve bu savaşta çok sayıda Kürt asker yaşamını yitirir. Keza 1838’de Gurkêl kalesinin sahibi Sait Bey'e saldıran Osmanlı ordusuyla iş birliği yapar. (Bu Sait Bey, Yezdanşêr’in dayısıdır.)

1847 Ayaklanması Sırasında Yezdanşêr

Bedirhan Bey Osmanlı yöneticileriyle anlaşmazlığa düşünce yönetim onun isyan etmesinin önüne geçmek için önce görüşmeler yoluyla itaat altına almayı dener. Uzun süren bu görüşmeler ve ikna çabaları istedikleri sonucu vermeyince Osmanlılar savaşla ona boyun eğdirmeye karar verir ve Osman Paşa komutasındaki ordu 1847 Mayısının sonuna doğru Cizre’ye varır. Hemen sonra, saldıran Osmanlı ordusu ile Bedirhan Bey güçleri arasında savaş başlar.

Musul Valisi’nin, 16 Cemâziyülevvel sene 63 [2 Mayıs 1847] tarihli ma’ruzasında belirtildiğine göre, Yezdanşêr o tarihten önce, Musul’da Musul valisi Esad Paşa’ya dehalet etmiştir (sığınmıştır). Vali’nin ifadesiyle söylemek gerekirse, “İzzeddinşir Bey” itaat etmek niyetiyle Bedirhan Bey’den “ayrılarak firâren” kendisine sığınmıştır. Keza Yezdanşêr, kayınpederi olan Hakkâri Beyi Nurullah Beyle aşâir vesâireden” Bedirhan Bey’e katılmış ve katılacaklardan bazı tanınmış kişilerin Bedirhan Bey’i terk edip teslim olmaları ve itaat etmelerinin “kendü haklarında hayır ve menfaat olacağı meâllerinde nasîhatnâmeler tahrîr ve tesyîr” etmiştir [yazıp göndermiştir]. Böylece Bedirhan Bey’in “cemiyet-i mevcûdesinin teferruk ve teşettütüne [parçalanıp dağılmasına]” çalışıldığı sırada Osman Paşa, Yezdanşêr’in ordu-yı hümayunda bulunmasının “ehemmiyetini müekkeden beyân” ederek bir an önce yanına gönderilmesini ister. Bunun üzerine, 23 Nisan 1847’de Yezdanşêr Musul’dan Osman Paşa’ya gönderilir(1).

Yezdanşêr’in annesinin Osman Paşa’ya gönderdiği 7 Cemaziyelahir 1263 [23 Mayıs 1847] tarihli Arapça bir mektupta “emrini yerine getirdik, oğlum [Yezdanşêr] Musul’a kaçtı, oğlum Nasrullah Qesrik’tedir”(2) demesinden, Osman Paşa’nın adamları vasıtasıyla daha önce Yezdanşêr’in annesiyle irtibat kurduğu anlaşılıyor.

Osman Paşa’nın ifadesiyle, Osmanlı ordusu için Yezdanşêr’in bu “dehâleti hayli fevâidi müstelzim [çok yararlı]” olur(3). Çünkü ayaklanma süresi boyunca Yezdanşêr Osmanlı ordusu ile birlikte Bedirhan Bey güçlerinin kırılıp yenilmeleri için elinden geleni yapmıştır. Kayınbabası Nurullah Bey’i ve etkileyebildiği diğer Kürtleri de Osmanlı saflarına çekmek için uğraşır. Aileden biri olduğu, aileyi, aşiretleri, ilişkilerini ve bölgeyi iyi tanıdığından Osmanlı ordusu için önemli bir destek güç olur.

18 Safer 1266 [3 Ocak 1850] tarihli tezkireden: “Bedirhan Bey’in akrabasından olduğu halde anı terk idüb taraf-ı devlet-i aliyeye arz-ı mutâvaat [itaat etme] ile beraber gaile-i malume arasında haylice gayret ve sadakat ibraz etmiş olmasıyla şayan-ı mükâfat [ödüle layık] ve inâyât-ı seniyye bulunduğundan ... Ankara eyaleti dahilinde bin beş yüz kuruş kadar maaşla bir münasib kaza müdîrliğinde istihdam olunmak üzre Ankara valisi atufetlu Vecihi Paşa hazretleri maiyetine irsal kılınmıştır [gönderilmiştir].” Orduya “on beş günlük zahire iânetin”nde [yardımında] bulunmuştur(4).

Orduya yaptığı önemli hizmetler karşılığında Yezdanşêr devletçe taltif edilir. Hizmetleri ve taltifi hakkında Osmanlı Arşivi’nde çok sayıda belge var. Bu konunun anlaşılması için, bunlardan yeterli olduğunu düşündüğüm birkaçına değinmekle yetiniyorum.

Musul Valisi tarafından Anadolu Ordusu Müşiri’ne hitaben yazılan bir yazıda “İzzeddinşir Bey’in Musul’a bilvusul [ulaşmasıyla birlikte], anın marifetiyle diğer işe yarar adamların dahi celb olunmuş olduğundan mir-i mumaileyhe rikab-ı hümayun kapucıbaşılığı rütbe ve nişan-ı âlisi” verilmesi önerilir(5). Yani bölgenin “diğer işe yarar adamarı” Yezdanşêr’in marifetiyle Osmanlı safına çağrıldığından, bu marifeti nedeniyle onun kapucubaşı gibi önemli bir rütbeyle taltif edilmesi önerilir.

İş birliği ve hizmetleri nedeniyle Yezdanşêr’e ıstablı âmire müdürlüğü ve istediği mütesellimlik gibi görevler verilir. Reis-i erkân Mustafa Sabri ve Mirliva Muammer’in de imzasını taşıyan 11 Receb 1263 [25 Haziran 1847] tarihli resmi bir yazıda, Istabl-ı âmire müdürü İzzeddinşir Bey’in cizye ile Bedirhan Bey ve çiftliklerinin ürünlerinden başka Cizre ve Bohtan ve Hacıbehram kaza ve nahiyelerinin a’şârının alınması işinin uhdesine ihale kılınmasını iltimâs etmiş [istemiş] olduğu belirtildikten sonra bu isteğinin kabul edildiği ifade edilir(6), yani Bedirhan Bey’in çiftlikleri dahil bölgede devlet adına vergi toplama hakkına sahip olur.

27 Şaban 1263’te [10 Ağustos 1847] Müşir-i Ordu-yı Anadolu Osman, Yezdanşêr Bey hakkında şöyle yazar:

“... bundan akdem Bedirhan’dan ayrılıp ordu-yı hümâyûna dehâlete gelmiş ve işbu dehâleti hayli fevâidi müstelzim olmak takrîbiyle hasbe’l-îcâb taraf-ı eşref-i şâhâneden olmak üzere kendisi maa-nişân-ı zîşân ıstabl-ı âmire müdîri pâye-i refi’asıyla taltif ve ba’dehu bi’l-iktizâ kazaha-i merkûmeye muvakkat suretiyle mütesellim nasb ve ta’yîn kılınmış ve ol vakt keyfiyyet hâk-i pây-i devletlerine yazılmış olan Mîr Seyfeddinzâde İzzeddin Şîr Bey gayr ez-cizye-i şer’iyye vâridât-ı mezkûrenin der-uhdesine izhâr-ı taleb etmek mülâbesesiyle...”(7)

Yezdanşêr, uygun hizmetlerde istihdam edilmek üzere bir ara İstanbul’a gönderilir. Bir sadaret tezkiresine göre: “Bedirhan Bey akrabasından ve ıstabl-ı âmire müdîrliği pâyelûlerinden İzzeddin Bey üç bin beş yüz kuruş maaş ile Cizre sancağı mütesellimi nasb olunmuş ise de ol vakit liva-i mezkûr kaimmakamlığı saadetlu Mustafa Paşa uhdesine tevcih olunması cihetiyle mir-i muma ileyhin istihdamına lüzum görünmediğinden ve açıkta bırakılması dahi mahallince beyne’l-aşâir tecviz olunamayacağından maaş-ı mezkûrun ifasıyla kaimmakam-ı mumaileyhin kethüdalık hizmetinde istihdamı veyahud hidemat-ı sairede istihdam olunmak üzere Dersaadet'e celb olunması... ileride hidemat-ı sairede istihdam olunmak üzere şimdilik ol tarafta münasip hizmette istihdam olunması...”(8)

Yezdanşêr Bey’in Ayaklanması

Yezdanşêr, bey olarak bölgeyi yönetmekte iken Osmanlı yöneticileriyle anlaşmazlığa düşer ve 1854’te o da ayaklanır. Bundan sonra yaşadıklarını kısaca hatırlayalım:

•1854’te ayaklanmış olan Yezdanşêr, 1855’in başında büyük bir güçle önce Bitlis’i, Midyad’ı daha sonra Musul ve Siirt’i ele geçirir. Van valisini tehdit eder. Kendisi, Akre Müdürü Nimet Ağa’ya yazdığı Farsça bir mektupta “Diyarbekir’den Zaho’ya kadar bizim tasarrufumuzdadır” der.

Bazı Osmanlı belgelerinde ve Rus kaynaklarında Yezdanşêr ayaklanmasına katılanların sayısının 1847 ayaklanmasına katılanlardan katbekat fazla olduğu belirtilir. Bu ayaklanma yaklaşık olarak beş ay sürer.

Kırım Savaşı diye bilinen Osmanlı-Rus savaşı 1853-1856 tarihleri arasında gerçekleşir. Bu savaş sırasında Rusya’nın Revan Alayı Kumandanı Sumpfirt [Sumpfortus] Yezdanşêr’e aşağıda aktarılan mektubu yazıp Osmanlılara karşı ortak mücadele teklif eder(9).

Kürd sergerdelerinden İzzeddinşir Beg’e miralay rütbesini haiz olup Revan Alayı Kumandanı ve Duqan Karyesi nezdinde kain-i muasker [ordugâh] bulunan Sumpfirt [Sumpfortus] nam Rusyalu tarafından bin sekiz yüz elli dört senesi Ağustosunun yirmi dördü tarihiyle müverrahan tahrir olunan bir kıta Rusiyu’l-ibare mektubun tercümesidir.

Çokdan berü Rusyalı[,] Ekrad taifesine akd-ı revabıt-ı dostiyi teklif etmişdir. İşbu teklifi kabul hususunda tarafından vukubulan te’hir neden neş’et ediyor ve ne içün asakir cem’ etmekdesin? Tarafımızdan hakkında ibraz olunacak muavenet-i esasi, mütezelzil olub harâb ü yebâb oldukda kendisine muin ve zahir olanları tehlikeye ilka idebilecek olan Devlet-i Osmaniye’nin muavenet ve himayesinden az mı olur zan idersin? Beynimizde kan dökülmegi niçün arzu ediyorsun? Sen dirayetlu bir adamsın ve sana tabi’ olan Ekrad kabaili sana hürmet ve riayet ediyorlar. Sen dahi süvarilerine izin vir ve kendü işleriyle meşgul olmalarını onlara emr it. Senin hukukunu ve hükumetini vikaye ve muhafaza ve tahkim edeceğimi sana va’d iderim. Sen bizim mevsûkü’l-kelim müttefikler ve doğru dostlar olduğumuzu müşahade eyleyeceksin. Senin selametini arzu eder ve tarafından bir cevab beklerim.”(10)

Sözü edilen ortak mücadele gerçekleşmez. Yezdanşêr de Osmanlı-Rus savaşını fırsat sayarak Rusya’nın Revan Ordusu Kumandanı’na mektup yazıp Osmanlılara karşı ortak mücadele teklif eder fakat bu mektup zamanında kumandanlığa ulaşmaz, ancak ayaklanma bastırıldıktan sonra ulaşır(11), ortak mücadele teklifi cevapsız kalır. Yezdanşêr ikinci mektubunu Rusya’nın Kafkasya’daki ordu kumandanı Bebutov’a yazar. Bebutav verdiği cevapta onun Osmanlılara karşı olan ayaklanmaya son vermesini tavsiye eder(12). Böylece ortak mücadele teklifi yine gerçekleşmez.

•1855 Martında Yezdanşêr, kardeşi, Şirvanlı Said Bey ve Hacı Behramlı Said Beyzade İbrahim Bey, Musul’daki İngiltere konsolosluğuna teslim olurlar(13). Daha sonra, eylül ayında bunlar ve birkaç taraftarları Osmanlılar tarafından Musul'dan Diyarbekir'e götürülüp(14) oradan İstanbul'a gönderilir. Yezdanşêr birkaç ay İstanbul’da tutulduktan sonra Nisan 1856’da Bulgaristan’daki Vidin’e sürgün edilir. Yıllar sonra 1868’de Yanya mutasarrıflığına atanır.

Yezdanşêr ve ayaklanması hakkında söylenen bazı Kürtçe türküler günümüze kadar kalmıştır. Eugen Prym ve Albert Socin bunlardan ikisini derleyip 1887’de yayımlarlar. Yayımladıklarından bir tanesi bir Yahudi’nin ağzından derlenmiştir(15).

 

Not: 1994’te “Cızira Botanlı Bedirhaniler” kitabını yazdığım zaman Yezdanşêr Bey ve ayaklanması hakındaki bilgilerim çok sınırlıydı. Sonra, 2010’de Osmanlı Arşivi’nde bulduğum bazı belgelerden Yezdanşêr Bey, ayaklanması, Rusya’nın Revan Alayı Kumandanı’nın ona yazdığı mektup vd. hakkında edindiğim bilgileri, 20.06.2010 tarihinde Mahmûd Lewendî ile yaptığımız 50 dakikalık bir televizyon programında dile getirmiştim. Bu yazıdaki açıklamalar da özellikle söz konusu belgelere dayanıyor.

 

Dipnotlar:

(1)BOA. Fon: İ..MSM., Dosya: 50, Gömlek: 1269

(2)Ebdulreqîb Yûsif, “Şorişî Bedirxan Le Belgenamekanî ‘Usmanî da”, Raman, Êjmar: 98 (Temmûza 2005), s. 115

(3)BOA. Fon: İ..MSM., Dosya: 51, Gömlek: 1292

(4)18 Safer 1266 [3 Ocak 1850] tarihli tezkire.

(5)T. C. Başbakanlık Arşiv Genel Müdürlüğü mührü bulunan bir Osmanlıca belge. Ayrıca bak. Nazmi Sevgen, s. 91

(6)BOA. Fon: İ..MSM., Dosya: 51, Gömlek: 1292

(7)BOA. Fon: İ..MSM. / Dosya: 51 / Gömlek: 1292

(8)BOA. A.AMD. Dosya 13, Gömlek 79). Bu tezkire hicri 1265 [miladi 1848 veya 1849] tarihlidir.

(9)BOA. İ.MVL. 353/15435

(10)BOA. İ. MVL. 353/15435

(11)Halfin, 19. yy’da Kürdistan Üzerinde Mücadele, Komal Yayınları, Ankara, 1976, s. 73, 75.

O. N [Î]. Jigalina, “Kêşey Kurd Le Milmilanî û Dijayetîy Nêwan Rûsya û Îngiltere da Le Rojhelatî Nawerast û Nizîk da, Le Heftakanî Sedey Nozde da”, Rûnakbîrî. [Nr.] 3-4 (December 1993), Stockholm, s. 190.

(12)O. N [Î]. Jigalina, agy, s. 190

(13)BOA. İ. DH. 20545

(14)BOA. A. MKT. UM. 210/48

(15)Eugen Prym & Albert Socin, Kurdische Sammlungen, Erste Abteilung: Erzählungen und Lieder im Dialekte des Ṭūr ‘Abdīn, St. Pétersburg, 1887