Sömürgeci Türk Devleti Öcalan/PKK’yı bir aparatı olarak oluşturarak: Kürd Miletine, Kürdistan Milli Hareketine, Kürdistan Örgütlerini tasfiye etmek, Kürd milletini devlet kurma hedefinden uzaklaştırmak için Vekâlet Savaşı sürdürmekle kalmadı; Sömürgeci Türk Devletine ve PKK’ya karşı alternatif olarak gelişen Kürdistan Milli Kurtuluş mücadelesini ve o mücadeleyi geliştiren Kürd vatanseverlerini kriminalize etmek için, PKK’dan yargılayıp cezalandırmayı da sistematik bir devlet politikasına ve zulüm mekanizmasına dönüştürdü.
Bu uygulama ve politikanın, Türk ve Kürd şehirlerinde sonuçlanan ve devam eden binlerce dava ile somut bir konumdadır.
Ben de, benim için hakaret ve kişilik haklarıma bir saldırı olan aynı muamele ve sistematik bu kirli devlet politikası ile karşı karşıya kaldım.
En yakın zamanda da Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinde, bütün yüksek tondaki sistematik itirazlarıma rağmen, yargılanıp cezalandırıldım.
Cezam ertelendi.
Buna rağmen, Diyarbakır 5. ağır Ceza Mahkemesinin hakkımda verdiği bu ceza ile ilgili, ayrıca devletin bu sistematik politikasını ve kirli planını deşifre etme konusunda mücadele etmeye karar verdim.
Bu mücadelemin birinci aşaması, Diyarbakır Bölge İstinaf Mahkemesine itiraz. Bunun için 55 Sayfalık bir savunma yu mahkemeye sundum.
İkinci aşama, Yargıtay Platformunda mücadeledir.
Üçüncü aşama, Anayasa Mahkemesinde mücadele olacak.
Dördüncü aşama, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) mücadele olacak.
***
DİYARBAKIR 5. AĞIR CEZA MAHEKEMESİ VASITASIYLA
DİYARBAKIR BÖLGE İSTİNAF MAHKEMESİ İLGİLİ CEZA DAİRESİNE,
DOSYA NO: 2024/192
I-KONU: Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin MahkemenizİN 16.04.2026 Tarihli 7. Celsesinde HAKKIMDA açıkladığı aşağıdaki SONUÇ KARARI:
“1-Sanık İbrahim GÜÇLÜ hakkında Terör Örgütü Propagandası yapmak suçundan sabit olan eylemine uyan suçun işleniş biçimi, suçun konusunun önem ve değeri göz önüne alınarak 3713 Sayılı Kanun’un 7/2-1.Cümle maddesi uyarınca 1 YIL HAPİS CEZASI Sanığın bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda aynı suçu birden fazla kez işleme nedeniyle TCK’nın 43/1 Maddesi uyarınca cezasından takdiren ¼ oranında artırım yapılarak 1 YIL 10 AY HAPİS İLE CEZALANDIRILMASINA,
“2- Sanığın suçu Basın ve yayın yolu ile işlediği anlaşıldığından 3713 Sayılı Kanun’un 7/2-2. Cümle maddesi uyarınca cezasından ½ oranında rtırım yapılarak 1 YIL 6 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
“3-Sanığın bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda aynı suçu birden fazla kez işlemesi nedeniyle TCK’nın 43/1 Maddesi uyarınca cezasından takdiren ¼ oranında artırım artırım yapılarak 1 YIL 10 AY 15 GÜN HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRLMASINA,
“4-Sanığa verilecek cezanın sanığın geleceği üzerinde olasıetkileri takdiri indirim sebebi kabul edilerek TCK’nın 62/1 maddesi uyarınca cezasından takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak 1 YIL 6 AY 22 GÜN HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILNMASI”
KARARININ MAHKEMENİZ TARAFINDAN BOZULMASI TALEBİMDİR.
II-SAVCININ ESAS HAKKINDAKİ MÜTAALASI
Cumhuriyet Savcısı, savunmamda da belirttiğim gibi bana bildirilmediği için katılamadığım duruşmada gıyabımda usule uygun bir şekilde esAS HAKKINDAKİ MİÜTAALASINI MAHKEMEYE SUNUYORUM. Cezalandırılmamı istiyor.
Daha sonra katıldığım son karar duruşmasında benim talebim üzerine mütalaasını yüzüme okudu ve aşağıdaki mütalaayı sundu. Cezalandırılmamı talep etti.
1-2
“Yapılan yargılama neticesinde ; sanık İbrahim’in medya hesabından; 12/10/2023 tarihinde Abdullah Öcalan’ın (Terörist denilmeyerek A. Öcalan korunuyor-İG) ve elinde uzun namlulu tüfek olan örgüt mensubu olduğu değerlendirilen bir şahsın fotoğrafını ‘Yapmış olduğum büyük hatadan döndüm. Herkes herkesi doğru düşünüp ve doğru karar vermesi gerekir. Ben bunu yaparak başta halkımızdan büyük partimiz PKK’dan ve Sayın Öcalan’dan özür diliyorum. Sen çok yaşa önderime’ şeklindeki yazı ile paylaştığı, 17/10/2023 tarihinde ‘Ben İbrahim GÜÇLÜ uzun yıllardır halkıma ihanet ederek yaşamımı sürdürüyorum. Yapmış olduğum büyük suçlardan dolayı başta halkımızdan büyük partimiz PKK’dan ve Sayın Öcalan’dan özür diliyorum’ şeklinde yazı paylaştığımdan dolayı Terörle Mücadele Yasasının ilgili maddelerinden dolayı cezalandırılmam istendi..
III-DİYARBAKIR AĞIR CEZA MAHKEMESİ SUNDUĞUM SAVUNMAMIN ÖZETİ
Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesine sunduğum yazılı savunmamın özeti şöyledir.
60 yılına yakın zamandır Kürd ve Kürdistan Meselesinden dolayı yargılandım, cezalar aldım, hapis yattım. Darbelerde idamla yargılandım. 12 Eylül 1980 Askeri Faşist Darbe döneminde vatandaşlıktan atıldım. Sürgün hayatı yaşadım.
Bu durumları, şeref ve onurla karşıladım.
Şimdilerde de Kürd ve Kürdistan Davasından dolayı yargılansan, ceza alsam, hapis yatsam umurumda bile olmaz. Bu bedeli öderken off bile demem. Şeref ve onurla karşılarım.
NE YAZIK Kİ KÜRD MİLLİ DAVA ADAMI VE HAYATI BOYUNCA PKK İLE MÜCADELE EDEN BİRİ OLARAK, PKK PROPAGANDASI İDDİASIYLA YARGILANMAM VE HAKKIMDA CEZA TALEBİNDE BULUNULMASI; BANA HAKARET, BENİM MİLLİ DAVA ADAMLIĞI KİMLİĞİME VE KİŞİSEL HAKLARIMA SALDIRIDIR..
Soruşturmada bana atfedilen suç iddiası gündeme gelen görüş ve savunmalar…
Soruşturmaya çağrıldığım zaman, benimle ilgili iddia bana okunduğu zaman şaşkınlık geçirdim. Bana “siz Terör Örgütü Liderinin propagandasını yapmışsınız” denildiğinde, o zaman büyük sarsıntı içine girdim.
İddianın tümü önüme getirildiği zaman, PKK’nın bir komplosunun Cumhuriyet Savcılığı tarafından ciddiye alındığını, hiçbir araştırma yapılmadan hakkımda soruşturmanın açılmasını istediğini ve Cumhuriyet Savcısının da PKK’nin komplosuna kurban edildiğini mülahaza ettim.
Benim Twitter sayfam bana gösterildi. Denildi ki, Twitter sayfanızda PKK Terörist ve Kriminal Örgütü Lideri Abdullah Öcalan hakkında - o güne kadar karşıt görüşler ileri sürmeme rağmen, yeni Twitter paylaşımlarımda, Abdullah Öcalan’ı övücü sözler,
3
“Onun bir Büyük Halk Önderi olduğunu” ileri sürdüğüm, bukonuda özeleştiri yaptığım ifade ediliyordu.
Bu tabloyu gördüğüm zaman hem kızdım ve hem de güldüm. Ama gerçeği anlatmam ve açığa çıkarmam da gerekirdi.
GERÇEK ŞUYDU: Türk Devleti tarafından 1975’lerde Kürdistan Milli Hareketinin, Kürdistan Örgütlerinin, Milli Davanın toplumsal dinamiklerinin tasfiye edilmesi için kurulan Terörist ve Kriminal bir örgüt olan PKK, benim Twitterime el koydu. Ben de Kürd Kamuoyunda ve Türkiye’de PKK’ya 50 yıldır sürekli mücadele eden, ona karşı Kürdmilletini, Kürdistan vatanseverlerini, Kürdistan Örgütlerini koruyan biri olarak, benim adıma açıklama yapmayı çıkarları, kötülüklerini gizleme, beni itibarsızlaştırma için, twitterimi kullandılar.
Benim adıma PKK ve Öcalan’ı övücü yayınlar yaptılar.
Bunun üzerine, PKK’ya düşman biri olarak, “benim hakkımda soruşturmanın açılması hukuksuzluk, hak ihlali, bilgisizliktir” dedim. PKK hakkındaki görüşlerimi açıklıkla ifade ettim.
Cumhuriyet Savcısı, sooruşturmada ifade ettiğim görüşlerimi göz önüne almadan ve herhangi bir araştırma yapmadan dava açma yoluna gitti…
Buna rağmen Cumhuriyet Savcısı benim hakkımda iddianame hazırlayarak, mahkemenizde dava açtı.
Bu düşüncelerimi sizin mahkemenizde birinci duruşmada da yine açıklıkla ifade ettim.
Ne yazık ki, Cumhuriyet Savcısı benim çağrılmadığım ve gıyabımda devam eden duruşmada esas hakkındaki mütalaasını sunmuş. Bu esas hakkındaki mütalaasında da cezalandırılmamı talep etmiş.
Bu bir hukuk garabeti ve sosyolojik bir cinayettir.
(….)
Son yıllarda bir hukukçu ve Kürt Dava Adamı olarak yargılanmalarımda, Türk Devletinin bu siyasetinin bir devamı olarak çok büyük bir hukuki garabetin ve hukuki haksızlığın işlenmekte olduğuna şahit oldum.
(….)
Bu hukuk ve sosyolojik garabete yol açan anlayış, bütün Kürtlerin ve Kürt aydınlarının PKK’lı olabileceği toptan, Devletin örgütü olan PKK’ya hizmet, komplocu ve demokratik olmayan tekçi bakış açısıdır.
(-----)
Oysa Kürd aydınları, Kürd siyasetçileri, Kürd Dava insanları da toplumsal-sosyolojik çoğulculuğa sahip Kürt milletin mensubudurlar.
4
Kürd milleti de, diğer tüm Türk siyasi partilerine ve PKK’yayandaş olanlarla, karşı olanlardan oluşmaktadır.
Altını çizerek belirtmek istiyorum ki, Kürd milli haklarını savunan Kürtlerin hiçbiri de PKK’lı değildir. Çünkü PKK, Kürt milli haklarını, Kürtlerin özgürlük ve bağımsızlığını savunan bir örgüt de değildir. Daha önceki paragraflarda da ifade ettiğim gibi, bütün Kürtlere düşmandır. Kürdleriöldürmekten bir beis görmemiştir. Hatta kendisine taraftar olan, onun yanlışlarına karşı çıkan, Kürdlere düşmanlıklarını kabul etmeyen kendi taraftarlarını da mafia metoduyla katletmiş ve infaz etmiştir.
Bundan dolayı, PKK siyasi bir örgüt değil, kriminal bir örgüttür.
Kürd örgütü hiç değildir.
Devletin, Kürd meselesini bastırmak, tasfiye etmek için kurduğu bir örgüttür.
Ben de 50 yıldır PKK’ya karşı savaşan, Onun eylemlerini teşhir eden, bu düşüncelerimi Mecliste “Faaili Meçhuller Komisyonunda” sözlü olarak saatlerce ifade eden, katlettiği 1500 kişilik Kürt Aydınları, siyasetçileri, dava insanlarına dair yazılı rapor veren, 12 Eylül Kasaplarının yargılanması sırasında PKK lideri Abdullah Öcalan ve PKK’nin 12 Eylül 1980 Askeri Faşist Sömürgeci Darbeye yol açan eylemlerle, Kürd şehirlerinde yaptığı katliamlarla, Kürd Örgütlerinin yöneticilerini ölümüne karar veren kişi olarak Öcalan’ın, Kenan Evren ve arkadaşlarıyla birlikte yargılanmasını talep eden biri oldum.
PKK hakkında yazdığım binlerce makalem, PKK karşıtı katıldığım yüzlerce televizyon programım var.
PKK değişik dönemlerde beni öldürmeye karar verdi. Bundan Türk Devlet Yetkililerinin bile haberi var. Türk Emniyet Yetkilileri değişik dönemlerde bana koruma verme teklifinde bulundular, kabul etmedim.
Şimdilerde de PKK’dan dolayı yargılanıyor ve cezalandırılmak isteniyorum.
(….)
Teknik olarak ifade edeyim ki, Cumhuriyet Savcısının, PKK Komplosu olan bir paylaşımdan yola çıkarak hakkımda dava açması ve cezalandırılmamı istemesi oldukça kolaycı ve hukuki olmayan bir yoldur.
Cumhuriyet Savcılarının görevi, kamusaldır. Lehte ve aleyhte olan delilleri, verileri, bilgileri toplaması gerekir. Bunun için de geçmişte olduğu gibi çok zaman harcamaya ve emek vermeye de ihtiyaç yok. Nasıl ki Twitterde PKK Komplosu ile ilgili bilgilere ulaşmışsa, benin facebook sayfamda ve Twitter sayfamda, ayrıca Geogle girip ismimi yazmış olsaydı, benimle ilgili bilgilenmiş olurdu.
Okuyup ve incelediklerinden benim PKK propagandası yapmayacağımı rahatlıkla tespit eder, önünüze yalan iddiaya dayalı bu iddianame ile gelmezdi.
Cumhuriyet Savcısının iddianame tanzim edip mahkemeye sunmasını bir eksiklik olarak anlayabilir, anlayışla karşılaya bilirdik. Daha sonraki aşamada, esas hakkındaki mütalaasını vermeden önce bunu yapardı. O zaman yine benimle ilgili
5
gerçeğe, benimle PKK arasındaki ilişkiyi anlaması, kavraması, tanımlaması olanaklı olur, sonuç olarak da aydınlanmış olurdu. Bu hukuki garabete teslim olmazdı. Hukukçuluk onur ve davranışı zedelemezdi.
Cumhuriyet Savcısının bunu yapmamasını; hukukla, adaletli ve vicdani düşünceyle ve iyi niyetlikle izah etmek olanaklı değildir.
Bir hukukçu olarak, Cumhuriyet Savcısının bu davranışına üzülmekle kalmadım, kamu adına, hukuk, adalet adına hicap duydum, dehşete de kapıldım.
(….)
Mahkemeniz, Cumhuriyet Savcısını içine düştüğü durumdan kurtarmak için, benimle ilgili araştırma ve tevsiki tahkikat talebini önemser mi, O da sizin takdirinize kalmış bir vakıadır.
Cumhuriyet Savcısının, Türk, Kürd ve Dünya kamuoyunda bilinen kişilik özelliğimden koparak bir sonuca da varmış. Bu sağlıklı bir hukuk mantığı ve felsefesine de tekabül etmez. Biliniyor ki, hem hukuki bağlamda ve hem de bilimsel bağlamlarda parçalı bakışa yol açan bilgi ve belgeler, büyük yanılgılara yol açar. İnsanın yanlış yollara sapmasına yol açar. Mahkemelerinde yanlış karar vermesine temel oluşturur.
Cumhuriyet Savcısı da bu tuzağa düşerek, yanılgılı bir bakış açısını, belge yorumlamasını mahkemenizin huzuruna getirmiştir.
Bu yaklaşım ve konumlanmanın adaletsizliğe yol açacağı mutlaktır.
Cumhuriyet Savcısı lehte ve aleyhteki tüm belge ve bilgileri toplamak zorundadır.
(…….)
Cumhuriyet Savcısı, Devletin Öcalan’la/PKK ile içli-dışlı ve kuzu sarması olduğu, Devletle Öcalan’ın birlikte Kürdmilletine ve Kürd milli haklarına karşı çalıştıkları ve savaştıkları bir dönemde dava açılıyor, hakkımda ceza talep ediliyor.
Öcalan’a “bebek katili” diyen Devletin Vesayet Adamı Kürdkarşıtı ve ırkçı Bahçeli’nin bu tutumundan vazgeçerek, Öcalan’a “sayın” ve “kurucu önder” diye paye verdiği, Öcalan’ın Meclise gelip DEM Grup Toplantısında konuşma yapmasını savunduğu dönemde, hakkımda PKK propagandasından dolayı ceza isteniyor.
PKK’lı milletvekillerine devlet yetkililerinin, Türk siyasi partilerinin kırmızı halı serdikleri bir dönemde hakkımdadava açılıyor ve cezalandırılmam isteniyor.
Devletin, Kandildeki PKK ile ortak çalışmasının tezahür olan, PKK sorumlusu Duran Kalkan’ın AK Parti ve MHP’den yani hükümetten, PKK’ya karşı olan, Devlet-Bahçeli Öcalan’ın 27 Şubat 2025 Ortak Kürt Karşıtı Manifestosunu eleştiren Kürdmilliyetçileri, Kürd Dava İnsanları ve tüm Kürdvatanseverleri hakkında gerekli işlemlerin, yani tutuklama ve yargılanmaların yapılmasını istediği bir zamanda hakkımda dava açılıyor, cezalandırılmak isteniyorum.
(…..)
Bütün anlattıklarımdan anlaşılmış olmalı ki, hakkımdaki soruşturma sonucu açılmış olan dava, gerçeklere dayalı ve hukuki bir dava değildir.
6
Hakkımda açılmış olan dava, Yıllardır Cumhuriyet Savcılarının; PKK muhalifleri, PKK tehdidi ve PKK’nın ölüm kararlarıyla karşı karşıya olan, Kürt milli hakları için mücadele eden ve çalışma yürüten Kürt siyasetçilerini, aydınlarını PKK propagandası yapma iddiasıyla açtıkları onur kırıcı, pozitivist hukuk ilkeleriyle ilgisi olmayan davaların tekrarı niteliğinde bir davadır.
Cumhuriyet Savcısı, PKK’ya karşı on yıllardır mücadele eden biri olarak kamuoyunca da PKK’ya yaman muhalif karakteriyle bilinen ve tanınan biri olarak cezalandırılmamı istemesi yerinde ve hukuki değildir; benim kişiliğe karşıaçılmış bir savaştır..
(…..)
Bu nedenle, mahkemenizin bu dosyayı yok sayma sonucuna varması gerektiğini düşünüyorum.
Bu savunmama rağmen de, Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi hakkımda cezalandırma yoluna gitti.
IV-MAHKEMENİZ İÇİN İLERİ SÜRDÜĞÜM KARARI BOZMA NEDENLERİ
1-Benim PKK karşıtı bir hukukçu ve aydın olduğumu, Türk aydın ve basın çevreleri, Kürd Kamuoyu çok açık bilebilir durumdadır.
Bu konuyu Cumhuriyet Savcısına açıklamama rağmen, hiçbir araştırma yapma gereği görmedi, lehimde hiçbir belge toplamadı, PKK’nın komplosu sonucu ortaya çıkan belge niteliğinde olmayan bir durumu yeterli buldu.
Bu komplodan yola çıkarak iddianame tanzim etti ve cezalandırılmamı istedi.
Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi de, savcının savlarını gözönüne aldı ve yeterli gördü.
Benim savlarımı ve görüşlerimi hiç önemsemeden, adalet ve vicdan eleğinden geçirmeden, ileri sürdüğüm görüş ve öneriler hakkında hiçbir sorgulama yapmadan, tevsiki tahkikat yoluna gitmeden, ilk ve savcılık soruşturmasında hakkımda ifade edilen komployu kabul ederek cezalandırma yoluna gitti.
Bu tutum, hukuka aykırı bir davranıştır. Adaleti zedeleyen, kişisel hakları korumayan bir davranış tarzıdır.
Bu nedenle mahkemenin hakkımda aldığı kararın bozularak, dosyanın ortadan kaldırılması ve kararın beraatla sonuçlanması gerekir.
Mahkemenizin de bu konuda gerekli duyarlılığı ve hukuki davranışı göstereceğine inanıyorum.
2-Cumhuriyet Savcısına ve Hüküm-Karar Mahkemesi Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinde ifade ettiğim gibi, Terörist Öcalan ve PKK Hakkında yazdığım binlerce makalemvar. Bu yazılarımın bir kısmını savunmama ekleyerek size sunacağım.
7
Mahkemenizin benim yazılarımı inceleyerek lehimde bir sonuca ulaşacağını, hüküm mahkemesinin kararını bozacağına inanıyorum.
3-PKK’lıler benim Twitterime el koyup komploya başvurduktan sonra yine kendi ismimle Twitterde görüşlerimi açıklamaya çalıştım.
Ayrıca Facebookta da HER GÜN GÖRÜŞLERİMİ YAYINLIYORDUM
Benim sosyal Medyadaki aktif yapım devam ediyor.
Cumhuriyet Savcısına yeni Twitter Hesabımı ve Facebook hesabımı kontrol etmesini talep ettim.
Kendinin yanında facebook ve Twitter Sayfamı açarak birlikte inceleme yapabileceğimi, ben de bir hukukçu olduğuma göre karşılıklı bir güven içinde birlikte hareket edebileceğimizi, yada savcı kimliğiyle Twitter ve facebook sayfamı İLGİLİ TEKNİK KURUMA inceletmesi olanağının olduğunu önerdim.
4-Bunun yanında GEOGLE girerek benim Terörist Öcalan ve PKK karşısındaki konum ve görüşlerimi tespit etmesi olanaklıydı. Bunu da önerdim.
Ne yazık ki, Cumhuriyet Savcısı bu önerilerime kulağınıkapattı.
Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi de Cumhuriyet Savcısının hukuki olmayan bu tutumunu benimsediğinden, facebook ve Twitter sayfamı inceletme gereği görmedi.
Mahkemenize de aynı önermemi bir belge olarak sunuyorum.Benim Facebook ve Twitter sayfalarımı kontrol altına alın.
5-PKK’nın benim hakkımda verdiği ölüm kararları verdiğini Cumhuriyet Savcısına ifade ettim. Bu konuda açıklamalarımınbasında geniş yer aldığını; İçişleri Bakanlığının talebi üzerine Diyarbakır Emniyet Müdürlüğünün bana iki defa koruma teklifinde bulunduğumu ifade ettim.
Bu konuda dosyada incelendiği zaman anlaşılıyor ki, Cumhuriyet Savcısının üstün körü bir inceleme yapıyor.
Böyle bir kararın olmadığı sonucuna varıyor.
Bu konuda mahkemenizi aydınlatmak için basına bakalım. Basında yazıldığı gibi aktarıyorum
a) Kurdistan24 Gazetesi
İbrahim Güçlü: PKK bir kez daha hakkımda ölüm kararı vermiş
8
Kürt yazar ve siyasetçi İbrahim Güçlü, PKK’nin kendisi hakkında ölüm kararı verdiğini belirterek, “PKK bir kere daha hakkımda ölüm kararı vermiş. Bu da gösteriyor ki PKK, benim hakkımda üçüncü ölüm kararı vermiş oluyor” dedi.
2021-04-02 12:56
DİYARBAKIR (K24)
Diyarbakır’da basın toplantısı düzenleyen yazar ve siyasetçi İbrahim Güçlü, PKK tarafından kendisine suiskast planı yapıldığını belirtti.
Güçlü, “Resmi planda bana verilen bilgilerden anlaşılıyor ki, PKK bir kere daha hakkımda ölüm kararı vermiş. Bu da gösteriyor ki PKK, benim hakkımnda üçüncü ölüm kararı vermiş oluyor” ifadelerini kullandı.
“Ankara’da ya da Kürdistan sahasında PKK’ye yönelik yapılan operasyonlarda ele geçenlerin sorgusunda ve ele geçen belgelerde, PKK’nin benim hakkından ölüm kararı olduğuna dair bilgiler vermişler” diyen Güçlü, özetle şunları kaydetti:
“Bu bilgiler içinde, beni öldürecek ve beni izleyecek kişi de isimleri belli Ama halen yakalanmamışlar. Onlar aranıyorlar.
Verilen resmi bilgilerden anlıyorum ki, 400 Kürdistanlı aydın, siyasetçi, hukukçu, sanatçı, iş insanı adına Kürdistan’da, Kürdistan Meclisi, Kürdistan Hükümeti, Kürdistan başkanlığıyla yaptığımız görüşmelerden ve yaptığımız basın toplantılarından sonra, bu karar alınmış.
Bilgilendirme gösteriyor ki, beni öldürecek, beni izleyecek ve yerimi tespit edecek kişiler biliniyor. Ama ele geçirilmemişler. Aranıyorlar.”
Şirvove (0)
Hêj şîrove nînin. Şiroveya yekem tu bike.